Bu kitap icin beni elestirebilirsiniz, kizabilir, tersleyebilirsiniz lakin benim fikrim pek degisecek gibi degil. Ve asagida da yazdim ama burada da belirteyim lutfen yazimi okudukten sonra bu linke tiklayarak Tahsin Yucel elestirisini de okuyun.
Evet, kitabimiz basliktan da anlasilacagi gibi Orhan Pamuk'un efsane Kara Kitap'i.
Kara Kitap, hayatima ilk kez bir kitapcida gordugum 25. yasina ozel baskisi ile girdi. Daha once Orhan Pamuk okumamis, sadece bir donem heves ettigim kitap yazma hayalim icin aldigim 'Yaratici Yazarlik ' kitaplari arasinda kendisinin de Saf ve Dusunceli Romanci sini katmis, dilinin zorlugu ve bazen kelimesini inatla, hem de bir sayfada 6 kere kullanacak kadar gereksiz kendine guveni sayesinde okumayi yarim birakmistim.
Bu sefer Orhan Pamuk ile tanisma zamanimizin geldigini hissettim ve uzun zamandir bir kosede bekleyen Kara Kitap'i biraz da korkarak okumaya basladim. Baslarda cok da sevecendim acikcasi...
Yer yer cok akici yer yer cok duragandi lakin ne bir imla kurali ne de dilbilgisi kurallarina uymamasi bana onyargim konusunda hakli oldugumu hissettirdi.
Yazar, adeta ' Ben yazarsam herkes okur, bosver kurallari' diye dusunmus, satislara bakilirsa haksiz da degilmis. Ben bunun okura yapilan bir saygisizlik oldugunu ve yazar olmanin sadece yazmak degil Turkce'ye tam hakim olmak, kendini okuturken birseyler ogretmek oldugunu dusunuyorum.
Yoksa hepimiz yazar olabilirdik.
Kitabin hikayesine gelirsek;
Romanimizin 3 ana karakteri var ve biz ya yazarin dilinden ya da Galip'in dilinden dinliyoruz hikayeyi.
Ruya ile kuzen olan Galip, cocuklugundan beri Ruya'ya ilgi duymus ve sonunda evlenmislerdir. Ama Ruya'nin hayat ile arasinda kapatamadigi davalari, sorunlari vardir ve mutsuzdur. Bir gun ortadan kaybolur.
Galip, Ruya'yi ararken yine kuzeni Celal'in de pesine duser, cunku onu bulursa Ruya'yi da bulacagini dusunur. Celal bir gazetede kose yazaridir ve uzun zamandir gazeteye yeni yazi vermemis, ortalarda gorunmemistir.
Tum hikaye Nisantasi, Taksim arasinda kah yuzyillar onceye kah bugune dokuna dokuna Galip'in - guya - karisini aramasidir.
Aslinda bence Galip karisini aramak icin bir caba sarfetmeden sadece ve sadece Orhan Pamuk'un anlatmak istediklerine figuranlik yapmaktadir.
Kitapta cok guzel bolumler de var. Bu bolumlerin yazarin anlatmayi vaadettigi hikaye ile uzaktan yakindan alakasinin olmamasi ilginc olsa da en azindan okurken size soluk aldiracaktir.
Eger hala bu yaziyi sinirlenip kapatmadiysaniz sizden cok rica ediyorum bu likteki elestiri yazisini okuyun. Benim anlatma kabiliyetimin asla yetmeyecegi ama gonlumden gecen her detayi profesyonel bir gozle Tahsin Yuce yazmis. O zaman belki beni anlarsiniz.
Kendime not ettigim yerler de olmadi degil
Hayat dertlerle doluydu, acilarla, biri bitince oburu gelen, oburune alisirken bir yenisini bastiran ve yuzlerimizi birbirine benzeten derin acilarla.
Bir baskasi olduktan sonra, bir daha bir baskasi. bir daha bir daha baskasi ola ola, ilk kimligimizin mutluluguna geri donebilecegimizi sanmak bos bir iyimserlikti.
Ve en sevdigim;
Hafizamizin, biz yaslandikca fazla yuk tasimak istemeyen huysuz bir yuk hayvani gibi attigi agirliklar en sevmedigi yukler midir, en agirlari mi, yoksa en kolay dusenler mi?














