blogger olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2016

Bir Kavusma Hikayesi ve Bol Kitapli Sohbet :)

Aslina bakarsaniz cok uzun zamandir blogunu severek okuyorum , bircogunuzun blogunu bayilarak takip ettigim gibi. Ama Youtube da kitap yorumlamaya basladigindan beri daha bir icim isindi. Her videosunu sanki sohbet edermissine kahvemi alip izlemeye basliyorum.

Youtube'un Blogger'dan farki ve en iyi yani bu. Burada yazdiklarimiz ve resimlerimiz kadariz ama orada sesimiz, mimiklerimiz, gozlerimizdeki duygular ile kendimizi ifade edebiliyoruz. Bu da sevdiginiz birini sanki gercekten taniyormus gibi hissetmenizi sagliyor.

Lafi cok uzattim!
Beni Instagram ya da Snapchatten takip edenleriniz varsa konuyu nereye baglayacagimi coktannn anladi zaten.

Evet, Ayşım'dan bahsedecegim.
Hani su yillarin MoonlightCat13 blogunun guzel sahibinden.
Youtube videolarinda surekli Nejat Isler'in Gumusluk'teki "Tezgah' adli -bir nevi- sahafindan yaptigi alisverislerinden bahsetmesi uzerine hazir ben de Bodrum'dayken beni de Tezgah'a goturur mu , bir kahve icmek ister mi diye sordum.
Aslinda 'Tezgah'' i bahane ettim :))  Amac Ayşım'a sarılabılmek!

Cok sosyal biri sayilmam. Burada, Instagram'da, Youtube'da car car ottugume bakmayin arkadas sayim iki elimin parmagini gecmez. Bazi insanlari ise uzaktan severim. Cok severim. Garip bir his bu, tanimadigin birine sarilma istegi, yan yana geldiginde mutlu olacagini bilme ic gudusu.

Aysim ile de oyle bir bag kurdum daha tanimadan ve yanilmadim da.

Sag olsun beni kirmadi. Gumusluk'te bulusmak uzere sozlestik. Maalesef Tezgah o gunluk kapaliydi ama biz cok guzel sohbet ettik. Esi ile birlikte bizi oyle guzel agirladilar ki buradan da tesekkur edeyim yeri gelmisken.
Hatta sahsim adina soyleyebilirim ki disimin kavuguna bile yetmedi bu gorusme. Bundan sonra da her Bodrum ziyaretimde kendisine rahat vermeyecegimin garantisini simdiden verebilirim.


Bu arada beyler de bizimleydi. Sizinkiler de kitap sohbeti baslayinca homurdaniyorlar mi? Neyse ki iyi anlastilar :))

Tezgah kapali olunca biraz moraller bozuldu tabii. Iki kitap kurduyuz, bir araya gelmisiz, kitapci gezmeden olmaz dedik ve Aysim'in onerisi ile Turgutreis'de bir kitapciya gittik.

Burasi eskiden daha buyuk bir yermis ama -sanirim- belediye artik bu minik kulubeyi uygun gormus.
Adini 'Diren Kitapci' koymuslar. Bildigin Ispark kulubeleri kadar bir yer.
Ama ici kitap dolu , cennet gibi!

Bir kitap dostu ile kitapcida gezmenin tadi ayri. Birbirimizin kitaplarini kiskandik, onerilerde bulunduk, yazarlari cekistirdik derken bizi resmen kaziyarak cikarttilar buradan.

Ama haksiz miyiz?


Turgutreis'e yolunuz duserse kesinlikle ugramadan gecmeyin. Sahibi de cok sevimli biriydi.
Ben 3 kitap ile ciktim. Aysim da aldiklarini burada yazmis.


Yani demem o ki; iyi ki bulusalim mi demisim, iyi ki bloglar var, iyi ki guzel insanlarla dolu etrafimiz...

Aysım'in blogu 
Aysim'in Youtube hesabi 

05 Ocak 2016

Blogger Olmak Ya Da Ol(a)mamak

Yazardan imzali kitap istemeyi sarkicidan istek sarki istemekle karistiranlara sesleniyorum
Sanatcilara ulasip imzali cd lerini sizlere gondermelerini istiyor musunuz? 
Hayir tabi ki dediginizi duyar gibiyim.

Peki neden yazarlara-ya da yazar sandiklariniza- ulasip imzali kitaplarini istiyorsunuz?

Durun bastan anlatayim en iyisi.
Instagram hesabima DM dedigimiz Direk Mesaj gelmez genelde ama gecen gun fark ettim ki okunmayi bekleyen birkac mesajim varmis.
Hatta bir tanesi haric digerleri reklam mesajlariymis.
Ama o bir tanesi beni benden aldi.
Blogger olmanin da vermis oldugu hisle okudum, siz de okuyun;


Kac yildir blog yaziyorum hesap etmedim, sanirim 4-5 yil oldu. Bu sure zarfinda ne bir markadan ne de bir yazardan herhangi bedava bir sey istemedim. Ama burada konumuz ben degilim, onlar. Demek ki yanlislikla beni bulan bu arkadaslar haricinde daha bilincli, nokta atisi yapan, yazarlara ulasmayi basaran bloggerlar da var.
Bir insan emegini vermis, zamanini vermis, gecelerini vermis, en onemlisi duygularini vermis belki yillar suren bir cabayla bir kitap yazmis. Esek olma satin al yazmak istedim ama yazmadim. Dedim ki;
BEKLEMEYE DE RAZI!!!

Evet zaman zaman yayinevleri ucretsiz kitap gonderiyor hepimize ama emek veriyoruz, okuyoruz, tarafsizca yorumluyoruz. Yayinevinin dogru kitaplar icin dogru isimler secmesi, kendi finanse ettigi bir dokumani okuyucuya karsilik beklemeden bedava sunmasi baska sey, yazarindan bunu bedelsiz- bir de imzali!- talep etmek baska sey. O kitaptan  kazanacagi parayi bir yana koyduk diyelim yine de ben bir yazardan imzali kitap istemenin buyuk saygisizlik oldugunu dusunuyorum!
Cok garipsedim...

Sevdigim yazarlarin sevdigim kitaplarinin imzali olmasini cok onemsiyorum bu arada. Ama bunlar icin imza gunleri, fuarlar ve hatta kargolar var.
AL-OKU-ILETISIM KUR- ADRESINE YOLLA- IMZALASIN- GERI YOLLASIN mesela!

Velhasilikelam azizim, Bloggerlik ne gunlere kaldi...

10 Ocak 2015

Sana Asik Degilim

Diyorsa kesin asiktir bence diyerek basladim yilin ilk kitabina.

Kitap enfes kitap yorumlari ile kalbimi fetheden verdigi spoilerlar ile kalbime indiren canim Seyhan'in yilbasi hediyesi idi. 

Daha once Vefa Enver okumamistim ama Seyhan'in kitap yorumlarina gonulden guvendigim icin bu kitabin da bos cikmayacagina emindim. 

Ve tahminim beni yaniltmadi. 

Kitapta ask , entrika, ihanet , arkadaslik ne ararsan dozunda mevcut. Her sayfayi sirada ne olacak acaba diyerek ceviriyorsunuz. Kitap akip gidiyor resmen. 
Biraz bahsetmem gerekirse ; 

Lal 13 yasina kadar sosyetenin parmakla gosterdigi sasaali bir hayat yasamis , ummadigi anda ummadigi sekilde tum yasami alt ust olmustur. 
Yillar boyunca , bir gun tum bu yasadiklarinin sorumlusu olan adamdan alacagi intikamin hirsi ile yasar. Ve zamani geldiginde planladigi tum isler tam da istedigi gibi gitmeye baslamistir , fakat nereye kadar ? 

Cok detaya girmek istemiyorum , yazacagim her kelime kitabin heyecanini dusurur diye korkuyorum acikcasi. 
Hani boyle su gibi aksin , kafami dagitsin , bittiginde uzerinde dusundurmeye gerek yok ,pembe dizi izler gibi okuyayim derseniz siddetle tavsiye ederim. 

Az once baska Vefa Enver kitabi okumus mu acaba diye Seyhan'in  bloguna gittim. Pek tabi okumustu , hatta Vefa Enver'i tanitan bir de yazi yazmisti. 
Yazinin linkini koca kitabi benim gibi Vefa Enver'in bir erkek oldugunu dusunerek okumayin  diye tam burada paylasiyorum , kendime de kitabin arka kulakcigindaki Vefa Enver fotografini bile fark etmedigim icin 'yuh' diyorum :)) 

Siz dusunun artik kitap nasil hizli bitti ki , arka sayfalari incelemeden kaldirmisim rafa ... 

Tekrar cok tesekkur ederim Seyhan'cim. 





29 Aralık 2014

Buyuk Konusmak

Agzimizi boyle kocaman kocaman acip
En bilmis halimiz ile
Belki de en cok sevdiklerimiz hakkinda
Kimi zaman hic tanimadiklarimiz hakkinda
Koca koca laflar ediyoruz.

Yilbasi dolayisi ile bircok kisiye hediye yolladim. Oyle zorunluluktan falan degil, istedim ki bir gulumseme yaratabileyim sevdiklerimin yuzlerinde.
Yaptim , yapamadim o ayri.
Tum paketleri tek tek ellerimle hazirladim.
Hepsine ozenle notlar yazdim.
Elcagizlarimla kargoya verdim.
Uyanigim ya , kargo posetlerinin uzerlerine ismimi -adresimi yazmadim.
Boylece paketi alanlar uzerinde adresimi bulamayacaklar  dolayisi ile bana hediye yollamak gibi bir zorunluluk hissetmeyeceklerdi.
Bence cok iyi dusunmustum , nazikceydi.

Paketlerden biri canim 2balik1kedi Esra'ya gitti.
Esra benim kargomu yolladigimin ertesi gunu 'gizemli bir paket aldim. Sahibi belli degil , kim yolladiysa tesekkurler' kivamli bir yazi yazdi.
Bir kere benim paketimin ustunde olmasa da icinde notlarim vardi. Onun icin hic uzerime alinmadim.
Hatta saydirdim
Ne duyarsiz , ne ozensiz insanlar vardi. 
Esra dedi ki ; oyle deme Damla yaaa , unutmustur belki.
Ne demek unutmus, koskoca paket yolluyorsun icine bir isim yazmak bu kadar zor olmamali
dedim. Soylemedigimi birakmadim.

Aradan bir kac gun gecti.
Esra'dan whatsapp mesaji geldi. Sanirim beni kargo posetinin uzerine yazdigim cep telefonu numarasindan bulmustu.


Evet ; o yerin dibine soktugum , demedigimi birakmadigim, saydirdikca saydirdigim sorumsuz , dikkatsiz insan bendim.

Icine koydugum karta iyi dileklerimi yazmis ama ne akla hizmetse ismimi yazmayi unutmustum.

Esraaa cok salagim ben , affet beni :))

Ama siz de gulmeyin ama :)

 

06 Mayıs 2014

Kamera Arkası

Çok çok zaman önce Nabrut demişti ki ;
- Yazılarınızı nasıl bir ortamda yazıyorsunuz? , Bilgisayarınızın masa üstünde hangi resmi kullanıyorsunuz? yazsanıza.

Tabi yazacak tembellikte sınır tanımayan ben olunca aradan ay geçti neredeyse ama bugün bu yazıyı bitirip yayınlayacağım inşallah ( saat 00:09 yayınlayamadı)

Yazmaya başladığım günden bu güne kadar bilgisayarımı kucağıma alıp da ay hadi bi yazı yazayım diyebildiğim bir anım olmadı.
Gereksiz yerde , gereksiz zamanlarda gelir aklıma yazmak istediklerim. Çoğunlukla da dar vakitlerde.
Mesela kesin işim vardır o an bi çıtır kahve molasında yazarım , ya da işten çıkmama 10dk vardır o 10 dk da destan yazma isteği bastırır.
Evdeysem kesin en uykum olduğu ve hatta yatağa yatmış uykuya teslim olmaya bir kala zamanlarda "kalkıp şunu yazsam keşke" derim.

Yazılarımı taslaklarda tutmayı sevmiyorum , buna kendimi bir türlü alıştıramadım. Eğer bitiremeyeceğimi fark edersem ilk önce defterime yazıyorum , orada toparlayıp bitirdikten sonra bilgisayara geçiyorum. Sanırım bu konuda biraz geri kafalıyım.

O zamanlar için işte baş ucumda hep bir sürü defterim vardır. Ve illaki o günlerde okuduğum kitabım ve İpad ve Bilgisayar ve... Tamam kabul ediyorum başı kalabalık uyumayı sevenlerdenim :)

Bu aralar Kırmızı defterimi kullanmayı seviyorum. Defterlerimin benim için bir ayrımı yok , yani şu deftere notları diğerine sevdiğim şiirleri yazayım falan demiyorum. O an içimden hangisine yazmak istersem ona yazıyorum. Yıllar sonra her şey karman çorman bir sürü deftere dönüşecek ve ben okurken büyük keyif alacağım , sanırım yani .

Yazmaya karar verdiğimde salonun orta yerine kuruluyorum , yanımda illaki bir atıştırmalık - dün akşamın şanslısı Carte d'or Karamel -Waffle dı- not defterim ve en sevdiğim kalemim - canım Elif'ten hediye- olmalı.



 Ve bilgisayarımın masaüstü fotoğrafı. Bu fotoğraf için kitap yazabilirim , ilk gördüğümde resmen nefesim kesildi. Bana verdiği duyguyu size anlatmam mümkün değil...


Fotoğraf canım arkadaşım Merve Ayer'in  objektifinden. Kendisinin haberi yok fakat çok yakın zamanda masaüstümden evimin duvarına geçmesi için  çalışmalara başlayacağız :)  Fotoğraflarını buraya tıklayarak takip edebilirsiniz.

05 Mart 2014

Keşke Gerçek Olsa Yeni Yüzüyle Sizlerle

Ömrü hayatımda  hep böyle afilli başlıklar atmak istemişimdir,
Attım oldu ahahhaha :)

Az biraz beyninin etini yemiş olabilirim.
Yahu tamam fazlaca yemiş olabilirim.

Ama uzun zamandır hayal ettiğim blog tasarımım onun sihirli elleri sayesinde gerçek oldu.

Yeni blog tasarımımla ilk yazımda ona yani sevgili GeCe ye teşekkür etmek istedim.
GeCe'cim ellerine sağlık , öyle çok beğendim ki anlatamam , seni yorduysam kusuruma bakma :)

Eğer siz de özel tasarım bir blog teması isterseniz işe kendisine mail atarak başlayabilirsiniz
gecedesign@gmail.com

Beğendiniz mi peki ? Yorumları alalım ....

25 Şubat 2014

Elini - Dilini - Beynini Korkak Alıştırma

Tuhaf bir dünyanın içerisindeyiz.
Ben; yazan, yorumlayan , paylaşan
Sen ; beni okuyan , izleyen ,yorumlayan.

Blog yazmak suya yazı yazmak gibi...
Yazıyı "Yayınla" ya bastığınızda sudaki hareleri izliyorsunuz köşeye çekilip.
Okuyanlar fikirlerini belirtsinler, gerekirse saçmalıyorsun desinler istiyorsun.

Twitter kadınlar matinesi gibi çoğunlukla , çok keyifli sohbetler ediyor
Dertlerimizi paylaşıyoruz.
Deneyimleri iletiyoruz vs

İnstagram başka bir dünya
Hayatımıza girdiğinden beri daha değişti her şey
Daha özel anlarımıza tanıklık eder olduk.
Anımızı paylaşır olduk ama tembelleşmekten de kendimizi alamadık.

Son günlerde dikkat ediyorum ,
O iki tıkla ekranda beliren kalp var ya işte o kalp aramıza mesafeler koydu.
İki tık yaptık geçtik
İki Tık yaptık geçtik
Yorum yapmanın güzelliğini , iletişim kurmanın hazzını unuttuk.

Bu alışkanlık tüm sosyal medya hesaplarımızda alışkanlık oldu ve fark ettim ki öylece okuyup geçiyoruz.
Bakıp geçiyoruz
İki tık yapıp geçiyoruz.

Halbuki düşündüklerimiz değil miydi bizi tanıştıran , arkadaş olmamızı sağlayan ?

Demem o ki ey okuyucu , izleyici ,takip edici , eş ,dost her kimsen ;
Sen yorum yapsan da yapmasan da ben yazmaya devam edeceğim ama yorum yapsan da fena olmaz hani ... 
Elinizi , beyninizi korkak alıştırmayın yorum yapın , eleştirin ...  
DİPNOT:  Size yapılan yorumlara da bir zahmet cevap verin...  

20 Eylül 2013

#DamlaninPlaklari 5

Damla'nın plaklarında bugün kocaman bir teşekkür ve bir Süper Star var ....
                                                                                          AJDA PEKKAN - SEVDİĞİM ADAM


Bir dostum bana bir gün " sen hep insanlar seni gerçekten sevmiyormuş gibi davranıyorsun" demişti. "İnsanların seni gerçekten sevebileceğini hiç düşündün mü ?" diye de eklemişti.

Şöyle bir tarttım , hayır hiç düşünmemiştim. Ben hep insanlar beni sever gibi görünecek sonra işleri bitince sırtlarını dönecek diye bekledim. Hala da öyle düşünüyorum zaman zaman , ama işte her seferinde o sözler geliyor aklıma hemen toparlanıyorum.

Biz yine aynı dostumla otururken Damlanın Plakları diye bir yazı dizisi yapmak istiyorum ama insanlar sıkılır mı acaba dediğimde o yine bana insanlar severse okur , sevmezse gider. Ama sen yaz , kimse okumasa Sadece biz okuruz demişti.

Ve Damlanın Plakları 3 ü yazdığım akşam Twitter dan bir mesaj aldım. Hani şu twitter arkadaşlıklarımız kıvamında biriydi. Az çok insanları tanıyoruz ama emin olamıyoruz kıvamında. " Bana adresini verir misin bir hediye yollayacağım" dedi. İlk önce tereddüt ettim , sonra dedim ki güvenmeyi öğrenmelisin ... Bir de ben öyle durup dururken hediye almaya alışkın değilim ki , he 23 Eylül Doğum Günüm o gün için isterseniz adresimi burda yayınlarım o başka :))

Şaka şaka , Elif'e adresimi verdim. Ve beni sakın ola utandırmamasını tembih ettim.
Ve unuttum gitti... Yalan unutmadım , çatladım paket gelene kadar ...
Paket geldi , nasıl özenli hazırlamış , elleriyle bana notlar yazmış.
O an iş yerinde olduğumdan daha fazla karıştırmadan kapattım paketi, sonrasında eve gittim , doya doya notları okudum ,ağladım...
Hem de hıçkıra hıçkıra ağladım.
Beni hiç tanımayan sadece yazılarımı okuyarak fikir edinmiş biri , hem de bir yazım onu çok etkilediği için bana hediye yollamıştı.
Yazıları suya yazmıyoruz bloglarımızda , bir küçük yorumun beni nasıl mutlu ettiğini hayal edemezsiniz. Ki paketin içinde bir 45 lik vardı. Gerisi gözyaşı oldu ...

Çok ağladım , dedim ki kendime gerçekten sevebiliyor insanlar beni...
Elif sana ne kadar teşekkür etsem az ...
İstedim ki bir Cuma köşem sana adansın ve aldığın 45 lik'i beraber dinleyelim...



31 Mayıs 2013

#direngeziparkı

Birçoklarınız başlığı görünce okumakdan vazgeçebilir. Zaten onlar okumasın diye bu başlığı attım ben de!

Bugün ki yazım Cuma Sohbetleri 2 olmalıydı. Planım buydu…

Sabah ofise geldiğimden beri dehşet içerisinde DHA nın canlı yayınlarını izliyorum. Bir yandan işlerimi yaparken bir yandan kulaklığımda o insanların yakarışları ,çığlıkları. Hani görüntüleri olmasa Gazze v.s. sanırsın.

direngezi

Ama sanmayın arkadaşlar, aklı selim herkesin sesi o kulağınızla duyduklarınız.

Ağaçlar kesilmesin ,Avm olmasın yer gök diye bağıranların sesi.

Her haftasonumu AVM de geçirdiğim için, Her film izlemeye AVM ye gittiğim için, Yemeğimi bile AVM deki zincirlerde yediğim için geldi bunlar başıma.

Aç köpekleri para ile besledikçe daha fazlasını istediler.

Köpek dedim de Şimdi sen benden mi bahsediyorsun diyebilirsin Tayyiepcim. Yok canım her köpek diyen senden mi bahsetmiş olacak! Sen Ayyaş diyince biz üzerimize alındık mı!

Burdan ses vermek istedim. Blogger’ız biz, iyisi ile kötüsü ile… Özgürce sesimizi duyurabildiğimiz bir sayfamız var,ŞİMDİLİK.

Lütfen o nazik elleriniz klavyedeki tuşlara bassın ,sessiz kalmayın.

direngezi2 

Birçok arkadaşım Taksimde olacak bugün ve Kardeşim de! Ve benim Aklım ,kalbim .Yarın da oğlumu kardeşime emanet eder nöbeti ben devralırım!

En çok da o polislerin insanlara yaptıklarını mantığım almıyor yahu! Sen de evlat değil misin? İktidar hevesin yok ,koltuk davan yok memursun alt tarafı…

Bence onlar polis değiller artık. Üniforma giymiş Paralı İktidar askerleri…

direngezi3

İnşallah ölemezsin diyeceğim ama kararsızım. Çektirdiğin acılar sırtında yük olsun hepsini hisset inşallah canım. Bak yine üstüne alındı …

Bu yazıya fotoğraf ararken işte bunu buldum –. Tanıdık geldi mi ?

direngezi4

21 Mayıs 2013

Ben Salak mıyım ?

Günün sorusu bu …

Tamam günün değil birkaç haftanın sorusu bu…

Şu blog camiasında bir şeyler karalamaya başladığımdan beri algıda seçiciliğim arttı. Bu “algıda  seçicilik” terimi de Lise de Psikoloji dersinde anladığım tek konu idi ya , neyse konumuz bu değil.

mucit_122332

Olayları farklı anlamlandırmam Can bey Bardabas diye bir kutu satın almam ile başladı. Şimdi hakkını yemeyelim ,oturmuş düşünmüşler Eminönüne çıksan 5 tl ye alacağın şeyleri bir kutuya doldurmuşlar bunu aylık 29 tl den sana satıyorlar. Sen de sırf oğlunla ortak vakit geçirebil ,bir kaç el işi v.s. yapsın beyaz bir çiçeği normal suya diğerini kırmızı gıda boyalı suya koysun da ufku genişlesin iki dakika gözleri börtlesin  diye her ay paşa paşa o parayı ödüyorsun. Suç onlarda mı? Değil!

Evden her sabah ofise müsli taşımanın zorluğundan şikayet eden ben için bi şirket karton bardakta müsli çıkartmış Starbucks da satıyorsa ve ben bunu her sabah salak gibi alıyorsam suç o fikri üretende mi? Değil!

Sünnet hazırlıkları tam gaz ilerlerken ve hatta ilerlemekle kalmayıp beni de benden almış sürüklerken “önünde fotoğraf çektirebileceğimiz bi standı nerden bulurum” diye düşünen bana Biri zaten yapmış ya diye sinyal yollayan tanrım,teşekkür ederim ama sinyal değil ilham da versen azıcık diye ağlasam çok mu? Bir siyah bez üzerine iki yazı boyamaya korkanken kadın fikri geliştirmiş satıyor sa (çok da güzel yapıyor) suç onda mı ? Değil

Bunlar gibi örnekler üretebilirim. Üretebilirim mi dedim , yok canım siz beni ciddiye almayın.

Bakın siz şu Yaratıcı insanları ciddiye alın, alın ki ben neden düşünemedimki bunu diye düşünün durun!

creative-funny-inventions-10 

Ya da ;

 useless-inventions-226x300

Şimdi  anneme sorduğum soruyu size de sorayım ; Salak mıyım arkadaşım ben niye benim aklıma böyle fikirler gelmiyor?

Neyse ben kitabımla meşhur olacağım. Bekleyin Anacım ;)

03 Mayıs 2013

Cuma Sohbetleri

Sizi bilmem ama Mayıs bize yenilgiler ile geldi. Ayıp da etti …

Pazartesi gecesi  Memo’nun heyecanla beklediği Kokteyl  yarışmasında hüsrana uğradık :( Dağılmış vaziyette eve döndük … Anladım ki benim kocacım yenilmeye tahammülü olmayangillerden miş. Neredeyse sabah kadar oturup bön bön birbirimize baktık.Tüm gece Memoyu oğlu ile gireceği  psikolojik savaşa hazırladım. Güçlü görün yenmeninde yenilmenin de önemli olduğunu öğrenmeli (alt metin : bir gün yenilirse senin gibi dağılmasın ) .

                                           IMG_2954                    

 

Sabah oldu , Can uyandı.

Can: Baba yarışman ne oldu?

Baba: Yenildim oğlum. (Zannedersin Fatih Sultan Mehmet İstanbulu alamadı)

Can: Her zaman kazanamazsın ki baba , takılma bu kadar!

Vay be dedim , ne çocuk yapmışım yarabbim!!! ( her durumdan kendime pay çıkartırım,affetmem) Gurur duyduk oğlumuzla , yolumuza devam ettik… 


Dün akşam maç için erkenden evdeydik. Can beyin Tüm maçlarda giydiği formasının kirli olduğunu fark edince son sürat yıkadık , kuruladık giydirdik. Maçtan önce Star ı açmadık ,hiçbir şey yokmuş gibi İntikam ı seyrettik. Totemlerin allahını yapsak da olmadı beceremedik :( Speedy Gonzales de Benfica lıydı galiba o ne hız arkadaşım ! Sonuç olarak Bir hafta da 2. kez yenilmeyi öğrendik. Gökhan a hepimiz çok ,çok üzüldük. O anlar evde ölüm sessizliği oldu ,donduk kaldık. Çok Korktuk öylece yere düştüğünde , Kendi ailesini düşünemiyorum o an:S

gökhan gönül

 

Kısacası biz bu hafta sevimsiz bir hafta geçirdik.

Haftasonu bunu kırmak için çabalayacağız, Cumartesi şeker kuzi’min kına gecesi ve Pazar   günü #BalkopuguileBloggerlarBulusuyor etkinliği var. Çok keyif vaad eden planlarım var anlayacağınız.

Yeni aldığım perdelerin yarın sabah balkonumda olacağını ve Balkon sefalarımızın başlayacağını da düşünürsek , hayat yaşamaya değer be! İnstagramda bol Blush , Bol manzaralı fotolar vaad ediyorum buyrun gelin.

Çenem düştü , e ben  sonuç paragrafına geçeyim o zaman.

Ah bir dakika , sonuca geçmeden Haziran sonunda sünnet olacak bir erkek çocuğu annesi olarak sünnetin yapılacağı yere ufolar indirmeyi düşünüyorum. Uzaylılara da palyaço kıyafeti giydireceğim. Çocuklara kanat takıp uçuracağım, kırmızı kar yağdırıp ,Kulelerden atlatacağım. Evet düşündükçe çığrımdan çıkıyorum. Ama bu söylediklerimi yapmayacağım anlamına gelmez di mi ? Çocukların hayatlarında yaşayabieceği en çılgı parti olsun istiyorum. Sanırım ben çıldırıyorum ….

Sonunda Sonuç Paragrafı:

Uzun bir yazı olunca bir yerden sonra amannn buraya kadar kimse okumaz diyor insan. Sonra ben başkalarının yazılarını okuyorum ama , başkaları da belki okur diyorsun. Yazı yazmak ne tuhaf, hem kimse okumasın hem herkes okusun istiyorsun. Okuyanlar okumamış gibi davransın ama okuduklarından da haberim olsun istiyorsun.

Çok karmaşık oldu di mi ? Dua edin kitap yazmıyorum. Ben kitap yazsam o kitabı hepinizin başucuna gizlice koyar, okudunuz mu diye sınav da yapardım.

Şakası bir yana hala okuyan kişi İyi ki varsın  :) Varsan tabi …

26 Nisan 2013

#BalkopuguileBloggerlarBulusuyor

Blogger Etkinliklerine melül melül uzaktan baktım hep. Ya bir işim çıktı ya davet gelmedi.

Geçen hafta sevgili Balköpüğü'nden muhteşem bir mail aldığımdan beri geri sayıyorum.

 

Şimdi #BalkopuguileBloggerlarBulusuyor etkinliğinde tüm kaçırdıklarımı telafi etmek , tüm tanışmak istediğim bloggerlar ile tanışmak ve severek görüştüğüm  bloggerlar ile bolca sohbet etmek için 5 Mayıs Pazar Sabahı Çubuklu Hayal Kahvesi'nde olacağım.

davetiye

Aldığım duyumlara göre Sevgili Balköpüğü kontenjanı kapatmamış henüz. Katılmak isteyen olur ise kendisine mail atabilirler bence :)

Eeee Kimler geliyor ,parmak kaldırsın ?

30 Ocak 2013

*OK BOĞAZLI OLMAK

Herkese blogum var benim, twitter adresim de "ŞU" derken suratım aynen bu şekil oluyor.



Sonra tam bir şey yazacakken yok falanca okursa üstüne mi alınır? Yok ne düşünür? Yok efendim başkası alınır mı ,kırılır mı? derken heh işte tam da şu kavanozdaki kediye dönüyorum.



Sonuç olarak ; yazdıklarımı okuyup üstüne alınan var ise hoppp yavaş alınsın altında ezilmesin. Üzülüp kırılan var ise de o işlere ben bakmıyorum vallahi bi psikolag falan bulsun.

Paranoyak oldum kendi çapımda ....

Bu arada İnstagramım da var ;) Ama kilitli, siz gene de bi deneyin belki içeri girebilirsiniz .....


Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe