Yaprak Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaprak Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Nisan 2015

Şeytan Disko

         Cuppa cuppa eğleniriz biz o diskoda sandıydım okumaya başlarken , yanılmışım! 

Ama yazarın ilk kitabı Berlinli Apartmanı maceramdan sonra temkinliydim de.
Evde yalnız kalmamın en mümkün olmayacağı günde başladım okumaya. İşte tam da o gün kaderin ağlarını bana özel ördüğünden habersizdim.

Deniz rahat yaşamı içerisinde hayatının gayesini bulamamış hatta bence ruhunu , aklını yıllar önce yaşadığı ama kimseye anlatamadığı büyük sırrı ile adadaki o sahile gömmüştü.
Arafta kalan ölüler olduğu gibi Deniz de yaşarken arafta kalmış bir insandı.

Ay yok vazgeçtim,size hikayeden bahsetmeyeceğim. Her kelime sanki kitabın büyüsünü bozacakmış gibi geliyor. Ben en iyisi size kendimden bahsedeyim.

Kitaba evden çıkmamaya kararlı olduğum , evdeki nüfusun en yoğun olduğu , kimsenin herhangi bir programının olmadığı yani yalnız kalmayacağımdan emin olduğum bir Cumartesi sabahında başladım. Deniz günlük kıvamında tuttuğu sır dolu defterine en derin anılarını yazmaya başladığında Memo'nun işe erken gideceği tuttu. Olsundu elimde 2 gün izinli kardeşim vardı. Okumaya devam ettim - zaten bırakmak namümkün- . Deniz'in yazdıklarından hayatının en büyük sırrını yeni öğrenmiş , kitabın adının neden Şeytan Disko olduğunun farkına varmış tırnaklarımı yemeğe başlamıştım ki içeriden bir ses "Abla ben Rize'ye gidiyorum" diye böğürdü.
Tanrım dedim , Rize biraz fazla olmadı mı? Hani Taksim'e götürsen , akşam eve döndürsen ben de yalnız kalmasaydım keşke.
Çok kızdım sonra!  Şeytan dedi yaz yazara Twitter'dan;
Hanımmm , hanımmm madem böyle korku kitapları yazıyorsun , okurken de okurunun yanında ol. 

Kesin lanetlenmiştim , ne zaman aynı yazarın kitabını okusam evde tek başıma bırakılıyor , korkmaya mahkum ediliyordum.

Okumaktan vazgeçmeyi ben de düşündüm tabi ama bu sefer tüm gece kitap aklımda dönüp dolaşacak  kendi korku hikayemi kendim yazacaktım.
Devam ettim.
Hava kararmaya başlamış , baykuşlar gerekli yerlere konuşlanmışlardı - tamam gülme- kitapta işler sarpa sardıkça  , eninde sonunda ortaya çıkacağı belli olan o şeyler satır aralarından göz kırpmaya başlamışlardı kiiiiii
Cama biri tık tık yaptı. 
Ne var bunda mı dedin? Biz 3. katta oturuyoruz aloooooo!!!
Korkunun ecele faydası yok diyerek açtım camı -tabi bu kadar kolay olmadı ya neyse-. Bir de ne göreyim mahallenin en lüzumsuz insanı eve taşınalı 2 yıl olmuş hayırlı olsuna gelmek bir kahvemi içmek istiyordu. Geldi, İçti,Gitti.

Deniz ve Alp de Abant'a yeni gitmişti bu sırada. İşte bu andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ne Deniz eski Deniz'di ne Damla eski Damla...


Fotoğraf çektim , annemlerde 3 saat facetime konuştum vs. ama işte o kitap orada bekliyordu. Deniz çağırmasa Raşel , Raşel çağırmasa Levent çağırıyor gel bak daha bitmedi diyordu.

Israrlara dayanamayarak geri döndüm kitaba - yoksa merakımdan falan değil- .
Kapağını kapattığımda saat 2:25 di. Yatakta doğruldum , düşündüm. Ev çok sessizdi ama bunu yapmalıydım , evet korkmuştum ama o bir kitaptı , yahu ne olacak alt tarafı bir sürü kelime öbeğiydi. Hadi Damla dedim yapabilirsin!
Yok artık sabaha kadar bekleyemezsin herhalde!
Ne? Aynada Deniz'i göreceğini mi düşündün , hahhaha...
Evet ben de o son satırları yazan yazara sinirliyim. Güzel de yazmış ama kabul et , sen şimdi korktun tabi sağlıklı düşünemiyorsun.
Ama tamam uzattın hadi kalk gittikçe zorlaşacak yoksa.
Ya şimdiydi ya aslaydı!
Kalktım.
Kafam önde tuvalete gittim , yatağa döndüm.
Mutluydum!
Deniz'le karşılaşmamıştım. 

Okuyun kitabı kardeşler, bacılar , abiler, teyzeler ve hayaletler ve medyumlar ve her neyseniz onlar.
Şeytanın Diskosunda buluşalım.

04 Kasım 2013

Kitap Tavsiye - Berlinli Apartmanı

Kitap Fuarı için alınacaklar listesi yaptığımda kendi kendime dedim ki " sanırım çıldırıyorum, bu kadar çok polisiye - gerilim romanı da okunmaz ki canım!"
Sonra eve gittim.  24 saat açık Kitapçının Sırrı adlı kitabımı bitirdim.
Cumartesi ne okusam acaba derken aklıma "Berlinli Apartmanı " geldi. Daha önce Yitik Ülke den çıkmış gerilim, macera, aksiyon kıvamlı bir kitap olduğu aklımda kalmış o kadar. Çok irdelemedim okumaya başladım ...
Hem de ne keyifle başladım ;


Oya çevirmenlik yapıyor. Uzun zaman kiracı olarak sürünmüş , abisinin de yardımı ile kendisine sevimli bir apartmanda bir ev alıyor.
Diyor ki istediğim gibi çivi çakabilirim artık oh!
Oya beni bu cümlede yeni evine taşınmış bi insan olarak aldı götürdü zaten. Çok iyi anlaşacağız biz seninle belli oldu dedim içimden. Evine aşık oldu Oya , eminim her santimini defalarca inceledi.
Zamanla apartmandaki komşuları ile teker teker tanışmaya başladı. Hepsi bir masalın kahramanı gibiydiler.
" Komşu" kelimesinin ne olduğunu hatırlattı bana Oya.

Sonra ben bir baktım gece 1:30 olmuş tatlı tatlı okuyorum kitabımı. " Ay dedim bir kaç sayfa daha okuyup uyuyayım " derken Oya çevirdiği korku romanlarına pabuç bırakmayacak bir şey ile karşılaştı .
Ve benim gibi evde yalnız kalmaya alışık insan , hani hiçbir şeyden korkmayan -güya- bizzat kendim aniden kitabı kapattım ve arkama yaslandım.

İlk önce Batu ya söylenmeye başladım "çok lazımdı deplasmana gitmen " diye.
Sonra kendime söylendim " sen de okuma gecenin bir yarılarına kadar kitap! diye
Sonra Memo yu aradım " Erken gelsene ne olur " diye
Sonra Yitik Ülke'ye saydım da saydım " insan bir uyarı yazar -yalnızken gece okumayın - diye" diye
Yazara kızdım " neden karıştırdın sen şimdi ortalığı " diye.

Yaklaşık 1,5 saat döndüm durdum yatakta.
Bir baktım Batu Metrobüsde Check-in yaptı " Tanrım dedim şükürler olsun!"
Dalga geçmeyeceğini bilsem atla taksiye gel diyeceğim. Demedim , sabırla bekledim.
Gece 3 , Batu geldi. Bana da bir cesaret geldi :) Kitap da su gibi aktı gitti , bırakamadım.
Sabah 6:10. Damla kitabı bitirdi.

Sonuç : Oya kızım sendeki ne cesareti öyle!
Yaprak Öz ne kadar duru ve keyifli bir yazı dilin var , bayıldım.

En sonuç : Korkmuş olmamla dalga geçeni vururum. Ya da geçin ya !
Ama Berlinli Apartmanı'nı okuyun da  sizi de görelim olur mu !


Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe