Müzikalller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzikalller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2015

All You Need Is Love

Cok agladim ben bu filmin sonunda.
Abartisiz 50'nin-yaziyla ELLI- uzerinde izlemisligim vardir. 
Her defasinda nefessiz izlerim. 

Bugun aklimda yoktu ama. 
Yorgun argin eve donmus, kahvemi demlemis , annemle telefonda gunun giybetini yapiyorduk ki bir ses duydum. 
Herald Zidler'in sesi. 
Telefonun ucunda , oyle ciliz ki. 
Sonra hafif bir muzik caldi. Soyle bisi.
Annem dalmis konusmaya,
Dedim ; Sus bakayim!
Arkadan gelen ses tahmin ettigim sey mi?
Damla, senden korkuyorum artik , nereden duydun pes! dedi.
Uzatmadim. Nerede olsa tek notasindan tanirim cunku :)
Kanal numarasini aldim , kisa kestim , kapadim telefonu.


Film bitti , ben yine agladim.
Dusundum sonra.

Su hayatta bir insanin sahip olabilecegi en degerli sey arkasindan dokulecek gozyaslari olabilir mi?

Sizce?

Eski bir arkadasim Moulin Rouge'un sahane bir resmini cekmisti benim icin mesela. Siyah -beyaz nasil guzel!
O geldi aklima.
Kendisi yok simdi.

Moulin Rouge'u ilk kez eski bir arkadasimla izlemistik. Film bitmis ben kendimi tuvalete kapatmis, saatlerce aglamistim.
O geldi aklima.
O da yok simdi.

Aman Damla neyini seviyorsun su filmin diyenler oluyor bazen.
Kaybettirmesini seviyorum.

Ölmeden mezara koyduklarimizin mezarina nasil cicek goturecegiz? demistim bir kez.
Kollarimizda öldürüyoruz sevdiklerimizi cogu kez , Christian gibi.
Satine olmayi hak edene ne mutlu!

Izleyin iste!


Moulin Rouge - El Tango de Roxanne paylaşan: Rockdilkem

Sevenler icin cok daha fazlasi ; http://www.buzzfeed.com/jemimaskelley/things-you-didnt-know-about-moulin-rouge?sub=3202552_2852596#.hsj1L02aV

30 Nisan 2014

NOTRE DAME DE PARIS

Muzikal hayranligimin tarihi hangi ana dayaniyor bilemiyorum , lakin bildigim tek sey Notre Dame De Paris ve The Phantom Of The Opera Muzikallerinin gonlumde ayri bir yeri oldugu.

Notre Dame De Paris ile aylar suren geri sayimimiz dun aksam son buldu. Darisi The Phantom Of The Opera'ya . O da Nisan 2015 de geliyor bu arada, çok değil 360 gün civarı bir süre kaldı :)

Notre Dame De Paris'in geleceği konuşulduğunda herkesin bir yorumu vardı pek tabi.
Evet ,Orjinal kadro degildi
Evet ,Fransizca degildi
Evet ,Yan yatti
Evet ,Camura batti

derken , gozlerim yasli ciktim salondan. Bir de gercek kadrosu ile kendi dilinde izlesem ambulanslik olabilirdim demek ki !


Evet kadro mukemmel degildi , hele ki Notre Dame'in kamburu yani Quasimodo'yu oynayan arkadasin mimikleri aci ceker gibi degil daha cok aglamaya mi geldik bacim ,kop kop kop modundaydi. Zerre keder gormedim yuzunde.

Esmeralda cok hoşdu ama ,hakkini da vermis simdi ne yalan soyleyeyim.


Müzikalin konusu hakkinda fikir sahibi olmayanlar var ise sitesi ve broşüründe yazan şu;
"Çingeneler tarafından katedrale bırakılan kambur, çirkin ve sağır bir çocuk ve en sevdiği yer olan katedralin çan kulesi. Ta ki kalbinde birşeyler hissetmesini sağlayan o güzel çingene kızı Esmeralda'yı görene kadar…" 

Notre Dame 'ın kamburunu bilmeyen yok zaten ,hikaye Esmeralda isimli bir çingeneye aşık olan 3 erkeğin hikayesi. Hatta dort erkeğin...

Şimdi oturup Viktor Hugo'ya ders verecek değilim ama insan yahu başka hatun mu yokmuş bu ne entrika diye de düşünmüyor değil :)
Neyse sulandırmayayım ....

Sahne şovları ,dansçılar efsaneydi. Boylesi bir dans performansı beklemiyordum acikcasi, bir ara muzikalden kopup danscilari izlemeye bile basladim. Başlı başına izlenebilecek kalitede bir dans gosterisi sundular gercekten.

Ve muzikler ...
Bir cok muzigine asina oldugumuz muzikal ,hic fikri olmayanlara bile su sarki ile tanidik gelecektir.



Ama biz ingilizce izledigimiz icin sarkiyi bu versiyon ile dinledik ;


Belle is the only world from DAMLA ŞAHİN on Vimeo.

pek tabi Fransızcanın o dayanılmaz cazibesi yanında esamesi okunmaz ama elimizdeki ile  mutlu olduk iste.

Geçen sefer Cats'i izlemeye gittigimde orta sıralardaydım , bu sefer yerim ikinci sıradaydı. Oyunculara bu kadar yakın olmak çoğu yönden çok güzelken , sahnenin biraz yüksek olmasından dolayı bazı sahnelerde kafayı uzatmak  zorunda kaldım. Fikir vermesi açısından görüş açımı da çektim. Nasıl da düşünceli blogger'ım ama :)


Oyunun sonunda tüm salon ayaktaydı. Avuç içlerimiz acıyana kadar alkışladık. Bazılarımız hem ağladı hem alkışladı (aaa kim ki o? )
Ciddi anlamda enfes bir görsel şölendi.
Biz onları ayakta alkışlarken onlar da sahne arkasını bize tanıtmaya başladılar.
Hatta bir ara şair Gringoire rolündeki sevimli insan bize o çok sevdiğimiz şarkılardan birini Fransızca seslendirdi.
Demek onlar da farkındalar bu müzikalin mükemmel halinin Fransızca olduğuna.


Notre Dame De Paris İstanbul from DAMLA ŞAHİN on Vimeo.

Normalde ne bu tür organizasyonlarda telefonu çantamdan çıkartmam bile ama baktım herkes kaydediyor , sırf buraya koymak için çektim ben de... Zaten geç kalmışım gördüğünüz gibi

Bu da sahnede son dakika çekebildiğim toplu kare , üzerine tıklayıp biraz daha büyütebilirsiniz :


Daha meraklıları Zorlu PSM in facebook sayfasında paylaştığı sahne arkası görüntüleri için TIKlayabilir.

Çıkarken herkes " ay ingilizce değil de fransızca olsaydı iyiydi yaaa" diyerek salonu terk etti.
Sinir oldum , cevap veremedim ya ,buradan yazayım bari ;

Arkadasim Fransizcasi vardi da biz mi gitmedik , az kanaatker olun yahu ! 

Gösteri 4 Mayıs'a kadar devam ediyor , bence hala geç kalmış sayılmazsınız.

Müzikal severler için bir iyi haberim daha var ki ,2015 Nisanda gelecek The Phantom Of The Opera'dan önce 2014 Ekimde de Beauty and the Beast müzikali gösterime girecek. Biletler şimdiden satışa çıktı bile ...

Alıntı: son iki fotoğraf hariç digerleri Zorlu PSM Facebook sayfasından alınmıştır.

02 Nisan 2014

Şark Dişçisi

Şark Dişçisi benim 3 sezondur merakla takip ettiğim , hep bir engel çıkıp izleyemediğim oyun olarak tarihe geçecekti ki şeytanın bacağını Cumartesi akşamı kırdık.
Daha önceki tiyatro yazılarımda ,Can ile izleyecek oyun bulmaktan yana sıkıntılarımdan bahsetmiştim. Çocuk oyunları kendisi için çok basit kalıyor artık.
Şark Dişçisi 'ni seveceğine emindim fakat 3 saat sürdüğünü öğrendiğimden beri sıkılır mı acaba diye tereddütlüydüm. Keza akşam 20:00 de başlayan 23:00 de bittiğinde hem mutlu hem uykuluydu. İkinci perdenin başlarında kafası yana düşmeye başladı ama sonrasında oyun hareketlenince açıldı neyse ki :)

Can ertesi gün babasına oyunu anlatırken" ben 1.perdeyi çok beğendim" dedi. "Ben de 2. perdeyi çok beğendim halbuki" dedim. Ve oyun hakkında tartışmaya başladık , o kadar keyifliydi ki inanamazsınız. Sanırım istediğim kıvama geliyor yavaş yavaş :)

Oyunu Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde izledik. Bu sahnede ilk kez oyun izledim. Bunu bir uyarı olarak almanızı öneririm, eğer bu sahnede oyun izleyecekseniz en az 4. sıra ve arkasından koltuk almaya başlayın çünkü sahne biraz yüksek ve koltuklarda sahneye yakın olduğundan ön sıralar pek de konforlu değil. Bunun haricinde  salon düzeni gayet güzel , her yerden rahatlıkla sahne görülebilecek konumda. Bu yönden salon beklediğimden iyi çıktı.

Şark Dişçisi'ni ilk Sevinç Erbulak sayesinde fark etmiştim ama kendisi artık oyunun kadrosunda değil.
Ama tüm oyuncular mükemmeldi. Hele ki bir oyuncu var ki ilk andan itibaren " kim bu yahu?" dedim , oyundaki karakteri kafama not aldım ki çıkınca bakayım , hani başka oyunları varsa kaçırmak istemem diye. O kişi oyunun sonunda da yaptı şovunu zaten . Çıkar çıkmaz araştırdım , makyaj ve kostümden çok anlaşılmıyor fakat Tuğrul Arsever'miş kendisi. Oyunun diğer oyuncuları da çok iyiydi fakat Şark Dişçisi deyince aklıma hep  muhteşem Giragos rolü ile Tuğrul Arsever gelecek.

Oyunun konusuna çok girmek istemiyorum ,kesinlikle izlemeniz gereken güzel bir oyundu , konusu möhüm değil. Aramızda konunun lafı mı olur yahu!
Ha hah hahayyy Aksarayyy :) - oyunu izlerseniz bu repliği sıkça duyacaksınız-


 İbb'nin sitesinden alıntı yapayım bari çok üşendim.
Tarihin belirsiz bir zamanından çıkıp gelen gezici bir tiyatro kumpanyası,19. yüzyıl Osmanlı mizah yazınının en önemli kalemlerinden olan Hagop Baronyan'ın eğlenceli komedisini; müzikli, danslı, şenlikli bir gösteriyle bugünün seyircisiyle buluşturuyor ve zamanın İstanbul Ermenileri arasında geçen; birbirini aldatan eşlerin, kavuşamayan aşıkların hikayesini konu alan oyunla, izleyenleri bir arada güldüğümüz zamanları hatırlamaya davet ediyor.
Oyun hakkında iki derin eleştirim var ki ;
1. Sahne dekoru oyun anında İBB Tiyatro personeli tarafından değiştirilirken bir çok kez üniformalı personel istilası oldu sahnede. Bu da biraz sevimsiz bir görüntü tahmin edersiniz.
2. Ses sisteminden mi yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum ama şarkıların sözlerinin birçoğunu anlamadık. Müzikal bir oyun olduğu düşünürse talihsiz bir problem gerçekten.

Engin Alkan'ın yönetmenliği ile  ilk tanışmam olan bu oyun son olmayacak gibi görünüyor. Bir de Huysuz'u merak ediyorum ama o da bu oyun gibi uzunmuş galiba. Engin Alkan'ın tercihi midir bu oyunların uzunluğu yoksa talihsiz bir rastlantı mı bilinmez ama eğer Şark Dişçisi gibi bir oyunsa Huysuz da keyifle izlenir gibime geliyor.

Kısa kesemedim konuyu bu sefer , pes bana.
Tamam kesiyorum
Gidin ve oyunu izleyin efenim. Sonra bana teşekkür edersiniz.

Öptüm seni caanıımmm ... ;) - izleyenler anladı!

27 Ocak 2014

Bir Garip CATS Deneyimi

Ey sevgili okur ;
İnsan maaşının hatırı sayılır bir kısmını bir etkinlik biletine verince pek tabi onu alsın götürsün ağzı kulaklarında salondan çıkartsın istiyor. Ama anlıyoruz ki bazı şeyleri para ile satın alamazsın.

Geçen gün evde Dünya Savaşı Z filmini izlerken "şu filmi biz Türkler yapsak dünya bizimle dalga geçer" ama Amerikalılar yapıp bir de Brad Pitt i oynatınca oscara bile aday olabiliyor diye konuşmuştuk.

İşte aynı şey Cats için de geçerli.

Cats i biz yapsak çocuk tiyatrolarında heba olur , 2. sezonu görmesi de pek mümkün olmazdı.

Ama hakkını yemeyelim hiç bir konusu olmayan , başlarındaki bilge kedinin kötü kedi tarafından kaçırılıp bir büyücü kedi tarafından bulunması haricinde - ki bu da gösterinin 10 dk kısmı- nasıl bir görsel şölen ve sahne tasarımı hazırlamışlar ki bu oyunu dünyaya satıyorlar.

Kostümler şahane, sahne şahane, görsel efektler şahane, müzikler şahane ama bu şahanelikler olmayan bir konuyu kurtarmaya yetmemiş. Bence kendileri de farkında olmalı ki aynı gösteride o meşhur  Memory şarkısını tekrar tekrar dinletmekle kendilerini affettirmeye çalışmışlar :)

Ben özellikle eleştirileri okumadan gitmeye çalıştım. Çok da araştırmadım. Beklentim çok yüksek olmasa da zannettim ki Memory gibi bir kaç cevher daha yakalarım, kedilerin hikayelerini dinlerim.

Ama fos çıktı , itiraf ediyorum bir ara akışa bile baktım ne kadar kaldı diye.

Sonuçta gitmesem ömrüm boyunca söylenirdim ,ben kendimi biliyorum.

Hani aranızda gidemediği için içi yananlar varsa, çok şey kaçırmadınız bence...

Gidecek olan da varsa arada sahnede bilge kedi biletleri ya da istediğiniz şeyleri imzalıyor. Ama hızlı olmalısını  ara 20dk. insan çok olduğu için ara verir vermez sahneye koşun, en azından güzel bir hatıra olur :)

15 Kasım 2013

Müzikaller - Moulin Rouge

#DamlaninPlaklari yazımı yazıp videomu da Youtube'a yükledikten sonra videonun sessiz kaydedildiğini fark etmiş bulunmaktayım. İntihar girişiminde bile bulundum az önce ama görüldüğü üzere başaramadım. :)

Ben de ne zamandır aklımda olan Müzikaller Yazı Dizime başlıyorum bu vesile ile. #DamlaninPlaklari bir başka bahara artık.
Herkesin hayatında değerli bir filmi vardır.
Benimki de (birçoğunuzu duyuyorum "ohh nooo yinemi?" ,demeyin öyle ama ayıp) Moulin Rouge .

İzlemeyenler için spoiler olmasın diye ayrıntıları yazmıyorum ama son sahnesinde "ya benim için kimse böyle ağlamazsa" deyip ağlayarak  tuvalete koştuktan sonra uzun ısrarlar üzerine gözler balon şeklinde saatler sonra geri çıkmıştım.
Ama yıllar geçti ben 670983 kere daha izledim aynı filmi.
Artık ağlamıyorum korkmayın :)

                               
                                       

Nicole Kidman ve Evan Mcgregor başrollerde harikalar yaratıyor,zaten kötü oyuncu bulamazsınız filmde.
Üzerine çok çok çalışılmış görsellikler, aman Allahım hele ki o müzikler!
Ve pek tabi Satine'in Canturi tasarımı muhteşem  gerdanlığı !!

Bohem hayat , 1900 yılında  Paris , Dük , Yeşil Peri Absenthe ,Zengin -Fakir ,Gerçek Aşk  ...
Film Nature Boy ile başlıyor...Christian'ın daktilosu ve
"The greatest thing you'll ever learn is just to love and be loved in return"



Christian babasının tüm uyarılarına rağmen yazar olmayı aklına koymuş , bohem devriminin  tavan yaptığı bir dönemde Paris' e gelmişti. Türlü tesadüfler sonucunda  Moulin Rouge daki en güzel , en gözde dansçı olan Satine ile tanışır ve aşık olur. Ama önünde aynı kıza aşık olduğu zengin  Dük vardır.
Moulin Rouge u izlerken bazı yerlerde gülüp bazı yerlerde hüzünlenebilirsiniz.
Benim gibi Nini ye sinir olabilirsiniz. Hala kendisini yolda görsem boğabilirim.
Fimin yönetmeni Baz Luhrmann öyle bir dünya yaratmışki sevmediğim Paris'e gitme sebebim olacak.
Ama  ben  henüz Moulin Rouge u dünya gözü ile göremedim. ( bu mesaj Memo'ya)
Moulin Rouge şimdi de önünde metrelerce kuyruk olan bir kulüp. Pek tabi filmin de bunda çokça etkisi var.

Ve Filme dönersek son söyleyeceklerim ;
Satine'in Show Must Go On derken ki gözlerini görüp etkilenmeyeniz olur mu bilmem?
Ya da boynunda o gerdanlığı ile balkondan Christian'a bakışını...


Siz siz olun izlerken bu sahneye geldiğinizde sesini yükseltin!
Ve Satin ne zaman One Day I'll Fly Away  derse beni hatırlayın ...

Filmin IMDb puanı : 7.6

Sıradaki müzikal yazılarım ;
* Chicago
* Mamma Mia
* Phanton Of The Opera
* Sefiller
* Singin'in the Rain
* Nine
* Hair
* Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi







Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe