tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mart 2016

Yoldan Cikan Oyun

Gectigimiz hafta annemlerin Istanbul'da olmasi sebebiyle izleyebilecegimiz bir oyun arayisina girdik.
Inat gibi neredeyse tum ozel tiyatrolar turnedeydi, devlet ve sehir tiyatrolarinda da bu kadar yakin tarih icin yer bulmak imkansiz.
Buldugum birkac alternatif de Can'in yasina uygun degildi vs. , sansimizi zorlamadim ve aramaktan vazgectim.

Gectigimiz Cuma aksami Zorlu'da yemek yerken bir afis gordum, oyunu daha ince internette incelemistim fakat hem yeni oldugundan hem de oyunculari fazla tanidik oldugundan bu secenegi elemistim.

Seytan durttu sanirim ki bizimkileri masada birakip bir kosu PSM Gise de aldim solugu. En son sirada yer kaldigini ogrendigimde neredeyse vazgeciyordum ama gise gorevlisi beni goruntu konusunda sıkıntı yasamayacagima ikna etti , kaptim biletleri.


Iyiki de kapmisim! Uzun zamandir bir oyuna, filme ya da herhangi bir seye bu kadar gulmemistim. Cenemin agrisi 2 gun gecmedi. Oyunu her hatirladigimda suratimda aptal bir ifadenin belirmesi ise bence asla gecmeyecek :)

Oyunun adi basliktan da anlayacaginiz uzere ' Yoldan Çıkan Oyun'

Konusuna gelirsek; Eksik kadrolu, eksik butceli, beceriksiz, amator bir tiyatro grubunun bir oyunu sergile-mesi-meye calışmasını muhtemeşem bir doğallık ve ilk dakikadan son dakikaya kadar düşmeyen bir tempo ile izliyorsunuz.

Oyunun resmi tanıtım metni ise soyle ;


Bu oyunda bir terslik var!

Hayatta her şeyin ters gittiği anlar vardır. "Devamı çorap söküğü gibi geldi…" tanımının en bahtsız hali diyebileceğimiz bu durum, biri bitmeden diğerinin başladığı talihsizliklerin her zaman can sıkıcı bir şekilde hayatımızda yer edeceğini kanıtlamaz. Dört bir yanınızın kaosla çevrili oluşu, karnınız ağrıyana kadar güleceğiniz anları da beraberinde getirebilir. 23 Kasım'dan itibaren Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde sahnelenecek Yoldan Çıkan Oyun'da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız. 
Lerzan Pamir'in yönettiği, Mehmet Ergen'in ise yapımcılığını üstlendiği Yoldan Çıkan Oyun'un çok ilginç bir hikayesi var.
İngiltere'nin meşhur mu meşhur West End sahnesinin son dönemlerdeki en başarılı oyunlarından biri olan Yoldan Çıkan Oyun, galasını 2014 yılında West End Duchess Theater'da yaptı. Fakat oyunun geçmişi biraz daha eskiye dayanıyor…
Cornley Polytechnic Drama Society isimli tiyatro grubunun, 1920'lerde yaşanmış bir cinayet hikayesini sahnelemek istemesiyle başlayan olay örgüsü, oyunun karakterlerinin başına zor gelecek sonsuz terslikleri getiriyor. Bu terslikler, oyunun karakterlerini zorluklarla dolu bir serüvene doğru iterken, Yoldan Çıkan Oyun izleyicileri ise bu birbirinden komik tersliklere kahkahayla karşılık vermek durumunda kalıyorlar.
Bu yıl Laurunce Olivier Ödülleri'nden En İyi Komedi ödülüyle dönen, whatsonstage.com'un 2014 yılında En İyi Yeni Komedi seçtiği Yoldan Çıkan Oyun, Tom Hardy ve J.J. Abrams'ın da aralarında bulunduğu birbirinden ünlü isimleri tiyatro salonuna çekmeyi başardı.
Yoldan Çıkan Oyun'u yakın çekime alarak bu hikayenin adımlarını anlatalım.
- Henry Lewis, Jonathan Sayer ve Henry Shields üçlüsünün yaratıcısı olduğu oyunun kökleri bir pub'ın üst katında sergilenen oyuna dayanıyor.
- Bir gecede iki seans sergilenen oyunun başarısı, o günlerde çağrı merkezi, bar ve Gourmet Burger Kitchen'da çalışan üçlüyü ilgi odağı haline getiriyor.
- Bu başarı, Yoldan Çıkan Oyun'u bir pub'ın üst katındaki odadan prestijli West End sahnesine taşıyor.
- Michael Green'in 1964 tarihli kitabı The Art of Coarse Acting'den ilham alınarak hayata geçen oyunun etkilendiği karakterler ise; Buster Keaton, Charlie Chaplie ve Mr. Bean.

Işler durmadan karışıyor ve siz daha ne olabilirki derken çok daha icinden cikilmaz şeyler oluyor. O sahnenin her santimetresini nasil kullandilar, nasil bir yerlerine bir sey olmadan oyunu bitirdiler gercekten ben takip etmekten yoruldum.

Yani Oyun gercekten Yoldan Cikti!

Dedigim gibi oyuncular cok cok tanidik olunca ozellikle Sarp Apak gibi cok goze batan bir isim olunca ben cok onyargili izlemeye basladim. Ama Oner Erkan, Bartu Kucukcaglayan vs. cok iyilerdi.

Sarp Apak da Sarp Apak'ti. Oner Erkan mesela usakti, Bartu K. kardes rolundeydi falan ama Sarp Apak, Sarp Apak'ti. Bilmem derdimi anlatabildim mi?

Oyunun yıldızı ise kesinlikle Bartu Küçükçağlayan idi.



Bir Avrupa Yakasi ve Yalan Dunya ozurlusu olarak bu üçlü'nün orada da birlikte oynadiklari yeni ogrenmis olsam da bu da burada dip not olarak dursun :S

Eger yakin zamanda oyun izleme planiniz varsa ve henuz kararinizi vermediyseniz, hayattan guzel bir 2 saat calmak ve uzun zamandir atmadiginiz kahkahalari atmak icin Yoldan Çıkan Oyun'u kesinlikle izleyin. Pişman olmazsınız! Hatta 2 bilet alin birlikte izleyelim :))

Zorlu Performans Sanatlari Sahnesinin buyuk salonunda bircok kez gosteri izledim fakat Drama sahnesini ilk kez deneyimledim. En arka sirada olmamiza ragmen gerek ses, gerekse goruntu acisindan hic kaybiniz olmuyor. Bunu da buraya not edelim.

08 Şubat 2016

0 Numarali Koltuk ve Ucmak Uzerine...

Tarih boyunca komedi filmi ya da komedi oyununa kosarak gittigim pek gorulmemistir lakin bu oyuna ucarak gittim.
Gercekten ucarak ama
Mecazi degil yani! 

Ucma kismina gelmeden bastan baslayalim; 

Tiyatro biletini Yakala.co sitesinden Firsat kuponu olarak satin aldim. Mufettis oyununu secmemin en buyuk sebebi Can'in Haldun Dormen'i sahnede canli izlemesini istememdi. Bu firsat kuponlari sayesinde 60-70  tl civarinda olan tiyatro biletini 40 tl ye alabiliyorsunuz lakin web sitesi size yanyana ya da istediginiz sirada koltuk hakki tanimiyor. Sansiniza artik. 

Bir Turk sivri zekalisi olarak ilk once gidersekonden bilet aliriz sanip oyuna 3,5 saat kala tiyatro salonuna girdim. Dusunun ki gisede kimse yok, oyuncular da henuz iceri giriyorlardi.


Ne buyuk tiyatro askidir bu diye dusunmusler midir?
Gorevli oyunun baslamasini bir saat kala organizasyondan birinin kuponlar karsiligi biletler verecegini soyledi. Biz de mekani o zamana kadar terk ettik. 
Dondugumuzde iki kadin bir adami 'Daha onlerden yer yok mu, biz sunun bunun tanidigiyiz' diye yiyorlardi. Adam da biraz kil 'Kusura bakmayin yok ' diyerek kestirip atti. 

En sevimli halimi takinirsam, zaten bu kadinlara kil olmus zavalli adamcagiz bana guzel bir yer verir diye dusundum. 
BIR DAKIKALIK SAYGI DURUSU+ SEVIMLI GULUMSEME+ 'iyi aksamlar beyefendi, nasilsiniz? Benim firsat kuponlarim var 4 adet, bunlarin karsiliginda biletleri sizden mi temin edecegiz?' + SEVIMLI GULUMSEME+ 
Gorevli gayet kibar, 'Evet' dedi. Elindeki bilet yiginini karistirdi, karistirdi, karistirdi, hah tamam dedi ve bana 4 bilet uzatti.
Aha da kaptim dedim!
Insan bir mutlu oluyor. Annemlerin yanina dondugumde de anlattim, yazik dedim adami yedi kadinlar ben guzel guzel isteyince sanirim bize guzel bir yer verir.

Biletlere baktik, Sira no:0. Yok artik, protokolden vermis!
Yuzumdeki mutlulugu gormeniz lazim, tum ailem benimle gurur duydu falan.
Kapilarin acilmasini beklemeye koyulduk....



Bu arada kaderin aglarini bizim icin ordugunden pek tabi habersizdik.

Saclar fonlu, makyaj yerinde, mini etek kivaminda, hanim hanimcik oyunun baslamasini beklerken tiyatro icerisindeki kafede oturmaya karar verdik. 
Dunyanin en laubali garson ve isletmecileri ile muhatap olup siparisi verdik. 
Neyse;  yedik, ictik, mutluyuz vs.... 
Hesabi odemeye kalktim, ahaliyi de onden salona dogru yolladim. 

Ukala garsonumuz hesabi alirken sevimsiz esprileri ardi ardina patlatmakta hic cekince gormuyordu. 
Kendisine donuk donuk bakmakla yetindim. 
Seni buraya koyan insanin aklina.... diye de dusunerek -hava binbesyuz-  salona yoneldim. 

Yoneldim lakin madem salona gidecegiz ucarak gideyim demis olmaliyim ki ayagimin burkularak ufuk cizgisinin alcalmasi ile ucusa gecmem saniyeler surmedi. 

Hayat kisa!
Insan, mini etek giydiyse usturuplu dusmeyi ogreniyormus. 
Etek acilmasa bari, Ay bir de corap kacarsa, diz de sakatti ya! , bir de uzerine salondaki herkese rezil olduk diye dusune dusune hemen kalktim yerden. 
Magrur  bir yuz ifadesiyle, yanima kosan kardesime - belki anlamamistir diye- DUSTUM! diyip  yola devam ettim. 

Ne de olsa kapilar acilmisti ve protokol koltuklari bizi beklerdi. 

Yer gostericiye bileti uzattik.
Boyle buyrun dedi. 
Yok dedim bizim yerimiz sanirim en onde. 
Hayir hanimefendi, en arka 4 koltuk sizin. 
Beyefendi sifirinci  siradan mi baslar en arka koltular! - bak sinirleniyorum yavastan- 
Hanim efendi o SIFIR degil O! 
Beyefendi, bu nasil O, dupeduz SIFIR! 

Oyunu en arkada izledik. 
Ve bana kalirsa komik ve izlenebilir olan tek sey bizim salakligimizdi!  Ben pek bi sevemedim oyunu :( 

Sevgiler... 


17 Ekim 2015

Zengin Mutfagi - Istanbul Sehir Tiyatrolari

Her sene Ekim ayi gelip tiyatrolar bir bir sahnelerini acip, sahane oyunlarinin afislerini boy boy sergilemeye basladiginda kendime soz veriyorum
Bu yil cok oyun izleyecegim! 
diye. Ama nafile. Zaman uysa bilet kalmiyor, Bilet olsa para olmuyor, Para olsa da zaman uymuyor derken koca bir tiyatro sezonu bitiyor.
Gecen sene ;

  • Ali Poyrazoglu Tiyatrosu  - Babam Dokuz Dogurdu 
  • Ali Poyrazoglu Tiyatrosu - Kucuk Prens Bana Dedi ki 
  • Istanbul Sehir Tiyatrolari - Cibali Karakolu 
ile  koskoca sezonu kapattim. 


Ama
Bu yil cok oyun izleyecegim!
2015-2016 tiyatro sezonunu Sehir Tiyatrolarinin Zengin Mutfagi isimli oyunuyla actim.

Vasif Ongoren tarafindan yazilan Zengin Mutfagi  ilk oyununu 1977'de oynamis. Ve bugun hayatta olmayan yazarin kizi oyunun yonetmeni Asli Ongoren.

Oyun Turkiye tarihinin en buyuk isci eylemlerinden biri olan 1970 yilinin 15-16 Haziran Isci Eylemi'nin golgesinde Zengin isadami Kerim beyin  koskunun mutfaginda koskun 20 yillik ascisi, eski pehlivan Lutfu ustanin agzindan seyirciye aktariliyor.

Lutfu usta bir sabah uyandiginda koskte kimsenin olmadigini fark eder. O gun yaninda calisan yardimcisi kizin da zavalli fakir genc Selim ile nisani vardir ama Selim de ortalarda yoktur.
Lutfu usta ve kiz buyuk bir isci ayaklanmasi oldugunu , patronlarinin avrupaya kactigini Selim'in de bu karisikliktan sebep gec kaldigini ogrenirler.

Zaman gecer, ortalik az da olsa durulur ve patronlari Avrupa'dan yanlarinda bir kurt kopegi ile donerler.

Iste Lutfu ustanin dedigine gore olaylar da kopegin eve gelmesiye birlikte baslar.
Insanlarin bayramdan bayrama yedigi eti her gun hem de mesaisi bittikten sonra pisirip kopege sunmak zorunda birakilan Lutfu usta soylenir durur,
Asciysak esek degiliz ya!  
15-16 Haziran olaylari surerken bir suru aksilikler ile Selim burnunu belaya sokar ve kalacak yere ihtiyaci vardir. Koskun sahibi Selim'i eve alir ve ona is verir ve bir kampa yollar. Selim kamptan dondugunde cok degismistir , havalidir , nisanlisina karsi kabadir, patronunun bir nevi kopegi olmustur. Hayata bakisi cok keskinlesmistir;
Ya bizdensin ya karsidan!

Bu arada ulkede sag-sol olaylari , sendikalar -isverenler derken mutfak da pek tabi bu hir gur den nasibini alacaktir.
Oyunu kah gulup kah kizarak izleyecek, en onemlisi tarihin tekerrurden ibaret oldunu bir kere daha hatirlayacaksiniz.

Oyunun sonunda Lutfu usta seyirciye sorar;
Ayrilmak mi zor, Kerim beye hizmet etmek mi?
 Aslinda hepimizin kendimize sormasi gereken bir sorudur bu, ama verecegimiz cevaptan korkariz belki de!

Ve oyuncular...

Selim ( Ali Mert Yavuzcan)  karakterini aslinda dizilerden taniyoruz. O kadar iyiydi ki cocuklar her kostum degistirdiginde 'bu kim ' diye sordu. Kostum degil , ruh degil adeta beden degistiriyor sahnede.
Lutfu Usta ( Murat Garibagaoglu) sahaneydi, tum oyunu sirtlayan seyircinin yuregine dokunan , hani kim oynasa daha iyisini yapamazdi derdirten turdendi.
Kiz( Irmak Ornek) resmen imrenerek izledim. Bu kadar mi zarif olunur!
Seyfi ( Ozan Gozel) ve Ahmet(Selcuk Yuksel) ustlendikleri rol icerisindeki ideolojilerilerini resmen ruhunuza isletiyor.

Tum kadro tam kelime ile fevkaladeydi!

Siradaki oyun Sekerpare, izleyenler yorum yaparsa sevinirim.
Ne demistim ;
Bu yil cok oyun izleyecegim!!

20 Nisan 2015

Küçük Prens Bana Dedi Ki

Daha gözünü açar açmaz "Bugün tiyatroya gitmeliyiz" dedi.
Oğlum , Pazar bugün. Ha deyince bulabilir miyiz bakalım vs derken elinde Hürriyet gazetesinin eki ile "Ben buldum bile!" diye geri geldi.
Nasıl haberin olmaz Ali Poyrazoğlu yeni oyuna başlamış 
diye azarlamayı da ihmal etmedi.
Aradık gişeyi , neyseki yer varmış yaptık rezervasyonumuzu.
Geri kalan 4 saatte evin içinde dört döndü. Bir ara Ali Poyrazoğlu'na tweet atmış. Dakikalarca cevap bekledi. Neyse ki beklediği cevap kısa sürede geldi.

Şimdi burada bir es verelim sayın okuyucu. Bu yazı bir oyun tanıtımı olmaktan çok bir annenin iç döküşüdür , bu kısmı atlamayalım.

Ben istemez miyim garip popçuların hayranı olsun , J LO'nun posterlerini duvarlarına assın , Demet Akalın şarkılarını ezbere bilirken Serdar Ortaç dansları ile o dahiyane şarkılara eşlik etsin.

Ama olmadı , bir yerlerde yanlış yaptım ki iyi ki de yapmışım sonuçta
En sevdiğim sanatçı Zeki Müren.
Ali Poyrazoğlu'nun oyunlarını çok seviyorum.  
gibi cümleler kuran bir çocuğum oldu.

Neyse, kader...

Lafı çok uzattım , farkındayım. Hemen oyuna geçiyorum.

Küçük Prens Bana Dedi Ki 

Ali Poyrazoğlu ;  ilk andan itibaren elinizden tutup , masalcı dedeler gibi size hayatınızın masalını anlatıyor. Uzun uzun anlatsın , hiç susmasın istiyorsunuz.

Öyle ki yıllar boyu kendi Küçük Prens'ini kalbinde hem büyütmüş hem çocuk bırakmış Ali Poyrazoğlu ve bu oyunda da ruhundaki izlerini cömertçe huzurlarımıza sunuyor.

Çöller, Denizler , Gezegenler, Palyaçolar ve Kuklalar derken sahne adeta bir panayır yeri olurken kalbinizin bir yeri Küçük Prens'in kendi gezegeninde kuzusuyla yalnız bıraktığı gülüne sızlıyor.
Kahkaha attıran , sorgulatan , hüzünlendiren ama bu hüzünden mutlu olduran tuhaf bir oyun bu.

Oyunun kadrosunda "Makasçı" rolünde Bülent Kayabaş'ı sahnede görmek beni çok mutlu etti.

Bunun yanında tüm oyuncular gerçekten çok iyiler, oyun boyunca  bir an olsun sizi bırakmıyorlar.

Oyun tek perde ve nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.

Farkındaysanız size sadece oyunu anlattım. Çünkü koca koca cümleler kurmama gerek kalmayacak bir oyun bu. Diyebileceğim tek şey;
Kendinize bir iyilik yapın ve bu oyunu izleyin. Hem de çoluk çocuk izleyin.

Ve bazılarımız oyun sonunda kendilerine çok daha büyük iyilikler yaptı.

 
Askerlik anısı gibi her gördüğüne anlatıyor :)

Ali Poyrazoğlu'nun Hürriyet'de yayınlanan röportajı için buraya tıklayabilirsiniz.

28 Kasım 2014

Babam 9 Dogurdu

Bugün #DamlaninPlaklari nı çekemedim öğretmenim.
Hayır elektrikler kesik değildi , çok güzel bir oyun izledim ve bugün hemen yazmak istedim.

Geçen sezon izlemeye fırsat bulamadığımız Babam 9 Doğurdu oyununu izlemeye gittik dün akşam.
Biletleri aldığım günden dün akşama kadar içimdeki garip heyecanı nasıl atlatsam bilemiyorum.
Ali Poyrazoğlu'nu ilk kez canlı izledim. Ve bir kez daha anladım ki  sahnedeki o ışık boşuna Ali Poyrazoğlu olmamış , ve ben boşuna heyecanlanmamışım.

Hani mekanı terk etmesin istediğiniz insanlar vardır , ışık verirler çevrelerine Poyrazoğlu'nu  da izlerken bir an bile sahneden ayrılmasın istiyor insan.  O gidince sahnenin ışığı cılızlaşıyor sanki.

Oyunun konusuna gelirsek ,tanıtım metni şu şekilde ;

           Pozitif enerjiyle yaşamın tatsızlıklarına, sıkıntılarına meydan okuyan 4 kişilik bir ailenin öyküsü olan Babam 9 Doğurdu; seyirciye anne, baba, oğul, gelin birbirlerine kenetlenip, herkese örnek olacak bir mutlu aile yaratmanın yol haritasını çiziyor.
Babam 9 Doğurdu öksürük şurubu gibi değil, bal gibi, çifte kaymaklı kadayıf, fıstıklı lokum gibi bir güldürü... 

Babam 9 Doğurdu, kafayı bulup ayık gezenlerin günlük yaşamın dalgalı denizinde boğulmamak için kendilerini karaya fırlatıp, sudan çıkmış balığa dönenlerin güldürüsü...

Sıcacık bir aile karşınızdaki, Yeni Türkiye dedikleri sisteme direnen kendi içinde çatışmaları olsa da sevmekten asla vazgeçmeyen bir aile. Yıllarını çalışıp evini geçindirmeye adamış bir baba , fedakar , sevecen tipik bir Türk annesi , bilmem kaç yıldır açıköğretim okuyan bu arada evlenip hala baba evinde yaşamaya devam eden bir oğul ve aklı bir karış havada gelinimiz.
Gerisini merak edenleri oyuna yönlendireceğim tabii :)

Oyunun birçok yerinde siyasi göndermeler var ama emin olun "cuk oturmuş" tabir edilen cinsten. Sıkılmaz hatta elleriniz acıyana kadar alkışlamaz istersiniz , öylesi şahane.  İçinizdeki sahneye atlayıp boynuna sarılma isteğini zapt ederken de kulaklarımı çınlatırsınız , olur mu?

Oyunun sonunda o kadar güzel bir konuşma yaptı ki Ali Poyrazoğlu , pişman oldum not almadığıma. Ve o an anladım ki benim oyun için yaşadığım heyecan karşılıksız değilmiş. Ve doğru insanlar hala varmış bu ülkede, tek yapmamız gereken onlara destek olmak o kadar.

Tiyatrolara gidin arkadaşlar. Böyle değerli insanların oyunlarına 2-3 kere gidin gerekirse hatta. Işık ve aydınlık onlarda çünkü , karanlıkta kalmamak için nefes almalarını sağlamamız gerekli.

Çocuğu ile gitmek isteyenler için , Can ile gidilecek tiyatro oyunları konusunda sıkıntı çektiğimi daha önce de belirtmiştim. Çocuk oyunlarındaki ağdalı konuşmalar ve basit anlatımlardan keyif almıyor, hatta sıkılıyor birkaç yıldır. Yetişkin oyunlarının bir çoğu da 9 yaşa hitap etmiyor. Geçen yıl Poyrazoğlu'na twitter üzerinden bu oyun için  yaş sınırı olup olmadığını sormuştum , sıkı bir twitter kullanıcısı olarak hemen cevap vermişti ama biz hemen gidememiştik. Merak edenler olursa oyun 6 yaş ve üstü.

Can ve arkadaşı çok keyif aldılar oyundan. Eve giderken arabada en beğendikleri - eğlendikleri yerleri , sözleri anlatıp kahkalarla gülmeye devam ettiler.

Geçen sene İstanbul Efendisi'ne ve Müziksiz Evin Konukları'na götürmüştüm mesela , bu sene de oynuyor bu oyunlar  gitmek isteyenler olursa. Ama önce Babam 9 Doğurdu 'ya gidin :)
Kendim için oyundan çıkar çıkmaz  Asi Kuş 'a  bilet  aldım bile , çocuklar için de yeni oyun araştırmalarım sürüyor.

Mutlu , bol kahkalı bir hafta sonu dilerim ...

02 Nisan 2014

Şark Dişçisi

Şark Dişçisi benim 3 sezondur merakla takip ettiğim , hep bir engel çıkıp izleyemediğim oyun olarak tarihe geçecekti ki şeytanın bacağını Cumartesi akşamı kırdık.
Daha önceki tiyatro yazılarımda ,Can ile izleyecek oyun bulmaktan yana sıkıntılarımdan bahsetmiştim. Çocuk oyunları kendisi için çok basit kalıyor artık.
Şark Dişçisi 'ni seveceğine emindim fakat 3 saat sürdüğünü öğrendiğimden beri sıkılır mı acaba diye tereddütlüydüm. Keza akşam 20:00 de başlayan 23:00 de bittiğinde hem mutlu hem uykuluydu. İkinci perdenin başlarında kafası yana düşmeye başladı ama sonrasında oyun hareketlenince açıldı neyse ki :)

Can ertesi gün babasına oyunu anlatırken" ben 1.perdeyi çok beğendim" dedi. "Ben de 2. perdeyi çok beğendim halbuki" dedim. Ve oyun hakkında tartışmaya başladık , o kadar keyifliydi ki inanamazsınız. Sanırım istediğim kıvama geliyor yavaş yavaş :)

Oyunu Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde izledik. Bu sahnede ilk kez oyun izledim. Bunu bir uyarı olarak almanızı öneririm, eğer bu sahnede oyun izleyecekseniz en az 4. sıra ve arkasından koltuk almaya başlayın çünkü sahne biraz yüksek ve koltuklarda sahneye yakın olduğundan ön sıralar pek de konforlu değil. Bunun haricinde  salon düzeni gayet güzel , her yerden rahatlıkla sahne görülebilecek konumda. Bu yönden salon beklediğimden iyi çıktı.

Şark Dişçisi'ni ilk Sevinç Erbulak sayesinde fark etmiştim ama kendisi artık oyunun kadrosunda değil.
Ama tüm oyuncular mükemmeldi. Hele ki bir oyuncu var ki ilk andan itibaren " kim bu yahu?" dedim , oyundaki karakteri kafama not aldım ki çıkınca bakayım , hani başka oyunları varsa kaçırmak istemem diye. O kişi oyunun sonunda da yaptı şovunu zaten . Çıkar çıkmaz araştırdım , makyaj ve kostümden çok anlaşılmıyor fakat Tuğrul Arsever'miş kendisi. Oyunun diğer oyuncuları da çok iyiydi fakat Şark Dişçisi deyince aklıma hep  muhteşem Giragos rolü ile Tuğrul Arsever gelecek.

Oyunun konusuna çok girmek istemiyorum ,kesinlikle izlemeniz gereken güzel bir oyundu , konusu möhüm değil. Aramızda konunun lafı mı olur yahu!
Ha hah hahayyy Aksarayyy :) - oyunu izlerseniz bu repliği sıkça duyacaksınız-


 İbb'nin sitesinden alıntı yapayım bari çok üşendim.
Tarihin belirsiz bir zamanından çıkıp gelen gezici bir tiyatro kumpanyası,19. yüzyıl Osmanlı mizah yazınının en önemli kalemlerinden olan Hagop Baronyan'ın eğlenceli komedisini; müzikli, danslı, şenlikli bir gösteriyle bugünün seyircisiyle buluşturuyor ve zamanın İstanbul Ermenileri arasında geçen; birbirini aldatan eşlerin, kavuşamayan aşıkların hikayesini konu alan oyunla, izleyenleri bir arada güldüğümüz zamanları hatırlamaya davet ediyor.
Oyun hakkında iki derin eleştirim var ki ;
1. Sahne dekoru oyun anında İBB Tiyatro personeli tarafından değiştirilirken bir çok kez üniformalı personel istilası oldu sahnede. Bu da biraz sevimsiz bir görüntü tahmin edersiniz.
2. Ses sisteminden mi yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum ama şarkıların sözlerinin birçoğunu anlamadık. Müzikal bir oyun olduğu düşünürse talihsiz bir problem gerçekten.

Engin Alkan'ın yönetmenliği ile  ilk tanışmam olan bu oyun son olmayacak gibi görünüyor. Bir de Huysuz'u merak ediyorum ama o da bu oyun gibi uzunmuş galiba. Engin Alkan'ın tercihi midir bu oyunların uzunluğu yoksa talihsiz bir rastlantı mı bilinmez ama eğer Şark Dişçisi gibi bir oyunsa Huysuz da keyifle izlenir gibime geliyor.

Kısa kesemedim konuyu bu sefer , pes bana.
Tamam kesiyorum
Gidin ve oyunu izleyin efenim. Sonra bana teşekkür edersiniz.

Öptüm seni caanıımmm ... ;) - izleyenler anladı!

27 Mart 2014

Kim Demiş

Dün bütün akşam Can'a aldığımız çalışma masasını düzenledik.
Yaptıracağımız kitaplığın hayalini kurduk çünkü pek tabi kitapların yarısından çoğu kutularda sürünüyor hala.
Ne çok kitabı varmış meğer bu yaşta vallahi gurur duydum kendisi ile  :)


Twitter hesabı açtık kendisine, malum yasak olunca hiç alakası olmayan minikleri bile cezbetti Twitter.
Çook cool takılıyoruz orada.
Ne yazılıyor twittera dedi
Dedim o an ne düşünüyorsan , ne hissediyorsan yaz
İlk tweeti ;

Türkçe'den 100 , Hayat Bilgisi'nden 95 almış onun haberini verdi büyük hevesle
Matematik?  dedim
fhjjkolkmbn dedi.
25 almış öğrendim sonra. Sınavda kağıdını yetiştiremediğini söylemişti zaten. Arka sayfayı hiç yapmamış.
3. sınıf çocuğuna da öğretmeni dememiş neden bitiremedin bir sorun mu var vs.
Olsun dedim , çalışırız beraber.
Her konuda süper olamazsın ...

Cumartesi günü için plan yaptım ben dedi.
Evi toplayacakmışız , o bana yardım edermiş , sonra ödevleri bitirir vaktimiz kalırsa kitap okurmuşuz.
Acıktığımızda evden çıkar balıkçıya gidermişiz , tiyatro zaten balıkçıya yakınmış.
Tiyatro çocuk oyunu değilmiş di mi ? Sıkılıyormuş çocuk oyunlarında , konusu neymiş gerçekten çok mu uzun sürüyormuş , Müziksiz Evin Konukları kadar komik miymiş? (Şark Dişçisi'ne gideceğiz umarım sever)
Bu Cumartesi çok güzel olurmuş ona kalırsa ...

Susmadı ...
Uyumadı ...
Sızdı ...

Ben de dün yazdığım mim yazısında kimsenin pasaklı olduğumdan şüphe etmemiş olması içimde derin yaralar açsa da (taş attım geldi mi)  çalışma masasını toparlayıp öylece çıktım odasından :)

Başlığı niye öyle attım hiçbir fikrim yok. Kim demiş yazı ile başlık aynı şeyi anlatmalı  diye ?



30 Ocak 2014

Tavşan Deliği

Oyundan öyle etkilendim ki bak sabah ilk iş bu yazıyı yazıyorum.
Gerçi oyundan mı yoksa daha önce denemediğim tarzda bir izleme ortamı yaratılmasından mı daha çok etkilendiğime henüz tam karar verebilmiş değilim ya neyse...


Tavşan Deliği'ni anlatmaya başlamadan önce oyunculardan birinden özür dilemek istiyorum.

Sevgili Melike Güner ; ben seni çok hafife almışım bu güne kadar. O nasıl bir oyunculukdu, nefessiz takip ettim her mimiğini her kelimeni. İnsanlar sırf seni izlemek için bile gelmeliler bence oyuna.

Oyunda kötü oyuncu yoktu. Sıkıldığınız bir karakter, sizi oyundan koparacak yapmacıklıklar yoktu.

Oyun başladığında Beyoğlu'nun birbirine yakın binaları ve yüksek sesli müzikleri yüzünden aklımız oyundayken kulağımda dışarıdan gelen müzikler vardı.
Salon zaten birazdan da anlatacağım ama  oyuncular nefes alsa duyacağınız kadar minik olduğundan konsantre olabilecek miyiz kaygısı yaşadım başlarda. Ama sonralarında oyunun içine öyle aldılar ki beni ne ses duydum ne müzik ...

Kısaca oyundan bahsetmem gerekirse ; Büyük bir kayıp yaşamış genç çift ve onların hem birbirlerine hem hayata tekrar dönebilme çabalarını izleyeceksiniz. Becca'nın " Şu anda bir yerlerde çok güzel vakit geçiriyorum" diyerek sizi paralel evrenler hakkında sıkı bir sorgulamaya davet etmesine hayır diyemeyecek , hayatlarına tanık olurken kimi zaman Becca ya  kimi zaman da Howie ye hak vereceksiniz. Ben olsam nasıl davranırdım acaba diye hem korkacak hem de fikir yürüteceksiniz. Arada gülümseseniz de gözlerinizin yaşarmasına da engel olamayacaksınız.


Ve Asmalı Sahne.
Beyoğlu'nda bir apartmana girdik , bir evin içinde beklemeye başladık.Oyun başlamasına yakın bizi oyunu seyredeceğimiz aynı katta farklı daireye yönlendirdiler. Girdiğimiz daire Becca ve Howie nin eviydi.
Şöyle hayal edin ki aslında siz hayaletsiniz, onların sizden haberleri yok ve yaşamaya devam ediyorlar. Siz ise onlardan en fazla 30 cm ileride oturmuş onları izliyorsunuz. Hani oturduğun sandalyede bacak bacak üstüne atsan Becca her an ayağına takılıp yere düşebilir o derece.
İzlediğim oyunların bir çoğunda dekora hayran hayran bakan benim için dekorun tam içinde olmak paha biçilemezdi.
Salon kapasitesi de sanırım max. 25-30 kişi olduğundan butik bir sahne desem yalan olmaz. Çok zevkli , keyifli bir deneyimdi. Asmalı Sahne sıkı takip edeceğim bir tiyatro sahnesi olacağa benziyor.

Bir de Kurabiye Ev de gözüm var ama nasip bakalım...

İmza : Sömestrde yavrusunu anneanneye yollamış kendini kültürel etkinliklerle boğmaya çalışan blogger :)

*Fotoğraflar Tiyatro Yan Etki Facebook sayfasından alıntıdır.

27 Ocak 2014

Bir Garip CATS Deneyimi

Ey sevgili okur ;
İnsan maaşının hatırı sayılır bir kısmını bir etkinlik biletine verince pek tabi onu alsın götürsün ağzı kulaklarında salondan çıkartsın istiyor. Ama anlıyoruz ki bazı şeyleri para ile satın alamazsın.

Geçen gün evde Dünya Savaşı Z filmini izlerken "şu filmi biz Türkler yapsak dünya bizimle dalga geçer" ama Amerikalılar yapıp bir de Brad Pitt i oynatınca oscara bile aday olabiliyor diye konuşmuştuk.

İşte aynı şey Cats için de geçerli.

Cats i biz yapsak çocuk tiyatrolarında heba olur , 2. sezonu görmesi de pek mümkün olmazdı.

Ama hakkını yemeyelim hiç bir konusu olmayan , başlarındaki bilge kedinin kötü kedi tarafından kaçırılıp bir büyücü kedi tarafından bulunması haricinde - ki bu da gösterinin 10 dk kısmı- nasıl bir görsel şölen ve sahne tasarımı hazırlamışlar ki bu oyunu dünyaya satıyorlar.

Kostümler şahane, sahne şahane, görsel efektler şahane, müzikler şahane ama bu şahanelikler olmayan bir konuyu kurtarmaya yetmemiş. Bence kendileri de farkında olmalı ki aynı gösteride o meşhur  Memory şarkısını tekrar tekrar dinletmekle kendilerini affettirmeye çalışmışlar :)

Ben özellikle eleştirileri okumadan gitmeye çalıştım. Çok da araştırmadım. Beklentim çok yüksek olmasa da zannettim ki Memory gibi bir kaç cevher daha yakalarım, kedilerin hikayelerini dinlerim.

Ama fos çıktı , itiraf ediyorum bir ara akışa bile baktım ne kadar kaldı diye.

Sonuçta gitmesem ömrüm boyunca söylenirdim ,ben kendimi biliyorum.

Hani aranızda gidemediği için içi yananlar varsa, çok şey kaçırmadınız bence...

Gidecek olan da varsa arada sahnede bilge kedi biletleri ya da istediğiniz şeyleri imzalıyor. Ama hızlı olmalısını  ara 20dk. insan çok olduğu için ara verir vermez sahneye koşun, en azından güzel bir hatıra olur :)

16 Aralık 2013

Müziksiz Evin Konukları

Can o kadar ara bir yaştaki kıyafetmiş ayakkabıymış onları geçtim okuyacağı kitaplar , izleyeceği filmleri seçmekte bile çok zorlanır oldum.
Eskiden Mickey müzikalleri , bubble showlar ,Ben Ten gösterileri ve çocuk oyunları izlemek onun mutlu olması için yeterli idi. Ama artık biraz çocukça gelmeye başladı.
Çocuk Oyunlarının çok basit normal oyunların da ağır kaldığı bir yaş 9 yaş.
Hal böyle olunca tiyatronun yolunu unuttuk 1 senedir. Ve ben bundan çok rahatsızdım. Gittikçe tek aktivitesi sinema olan bir anne-oğul olmaya başlamıştık.
Geçen hafta oturdum tüm Biletix'i taradım ve bir oyun gözüme çarptı (gerçi zaten aklımdaydı)
Müziksiz Evin Konukları

Bu arada oyun ilk sahnelenmeye başladığında kendilerine twitter üzerinden oyunda ya sınırı olup olmadığını sormuştum. Gelen cevap karşılığında oyunu rafa kaldırmıştım. Hatta birazda uyuz olmadım değil hani!
Oyununuzda yaş sınırı var mıdır? diye sormuştum. Gelen cevap 12 yaş uygundur oldu.
Sanki portakal kaç kilo olsun dedim! Kime göre neye göre uygun 12 yaş ?  Yasal olarak mı yoksa o an twitlere cevap veren yetkiliye göre mi ?
Sonrasında gişe yetkilisini aradığımda yaş sınırı 7 dedi.
Ve oyun bence de 12 yaş altı için tehlike arz edebilecek bir unsur yoktu. Alın yavrularınızı gidin anacım !

Can ile gittiğimiz ilk çocuk oyunu olmayan oyundu. Ve büyük çekincelerle başladığımız oyunu Can'ın kahkahaları sebebi ile büyük mutlulukla bitirdik.
Hatta bir ara Can öyle kahkahalar attı ki  yanımızda oturanlar bizi salondan attıracak diye korktum.
Önümüzdeki şirin teyzeler ve yanımızdaki abla Can'a bayıldı ve bir anda salonun maskotu oldu :)
89 kere özür dilemiş olmalıyım ki " nolur dert etmeyin biz bayıldık ,rahat rahat gülsün" dediler :)
Oyunun sonunda "anne oyunu o kadar beğendim ki 3 kere daha izleyebilirim " bile dedi.
Hatta oyunculardan birini o kadar sevdi ki başka oyunları varsa onları da izleyelim mi dedi.


                                           Gönderi by Tiyatrokare.


Benim yorumuma gelirsek ;
Bir kere dekor süperdi , çok beğendim.

Serpil Tamur kesinlikle canlı izlemeniz gereken bir oyuncuymuş onu öğrendim.
Özge Özder zaten oyunu sırtlanmış götürüyordu. Nasıl şirin , nasıl sevimliydi :)
Bir ara oyuncuları gülme krizi tuttu , oyunda bir mini es oldu. Dedim ki bitti oyun daha da toparlayamazlar ,ara mı verseler acaba . Ama oyuncular o kadar iyi toparladılar ki inanamadım.


Toparlasak; oyuncuları çok iyi ama oyun vasat bir oyundu. Konusunu okuyup gittiyseniz benim gibi bi çıtır hayal kırıklığı yaşama olasılığınız var. Bence oyun daha dramatik , daha iyi olabilirdi. Çok hafif kalmış.
Ama Can o kadar eğlendi ki iyi ki de çok derine inmemişler de demiyor değilim :)

Konusun kısaca : Annelerinin ölümünden sonra babalarının maddi sıkıntısı sebebi ile çalışmaya gitmek zorunda kalıp  iki kardeşi kötü kalpli babaanneleri ve hafif çatlak halaları ile bırakmak zorunda kalması.
Her şeyin yasak olduğu bir ev , kötü ve sevgisiz bir babaanne, şeker mi şeker bir hala ve hayalinizde canlandırabileceğiniz  olaylar silsilesi ...

Bu arada biletlerimi hep Biletixden alırdım. İlk defa etkinlik gişesinden aldım ve o an fark ettim ki Biletix bilet başına 6,5 tl gibi absürt bir işlem ücreti alıyor. Bu fiyata şehir tiyatrolarından bilet alınır vallahi , bence çok fazla. Şahsen bundan sonra tiyatro gişelerinden bilet almaya özen göstereceğim.
Zaten bence tiyatro hala daha çok pahalı bir etkinlik bir de böyle yükler geldiğinde 3 kere düşünülür oluyor maalesef.
Bu da Oyun arasında dergisini okuyan entelektüel oğlum. Bazen şaşıyorum bu çocuk benim mi diye ?
Yaptım , oldu valla bacım :)






19 Kasım 2013

Bir Garip Cuma Gecesi Hikayesi

Her şey Twitter da gördüğüm bir Retweet ile başladı.
Takibimde olmayan bir tiyatro " biz oyunlarımızın galalarına eleştirmenleri değil halkı davet ederiz. Bu Tweeti RT edenlere oyun davetiyesi verilecektir"  yazmıştı ve bunu listemden biri RT etmişti.
Vallahi helal olsun tiyatroya dedim, takibe aldım.
Hatta o tweet i de RT yaptım, bakış açısı güzel olduğundan.
Zaten dedim çok zaman geçmiş davetli kontenjanı dolmuştur çoktan. Derken ; "davetiyenizi almak için lütfen bizi arayın" mesajı geldi.
Tanrım demek ki gerçekten karar vermek yolun yarısı , ben de bu sene bir sürü oyuna gitmek için kendimi şartlamıştım.
Pek tabi aradım , ismimi yazdırdım. İş çift kişilik davete kiminle icabet edeceğime kaldı.

Aklıma Can'ın kreş günlerinden arkadaşı ve annesi geldi. Hep çocuklarla buluşuyorduk ve dedim ki bir kaçamak yapalım anneler olarak.
Hemen planı yaptım yavrularımızı  kardeşime satıp onlar evde Xbox oynayıp film izlerken biz de moderen anneler olarak oyunumuzu izleyecektik. Her şey mükemmeldi!
Muhteşem bilinçli ve modern bir anne olarak mail yazdım arkadaşıma ( bu çocuğununuzun arkadaşlarının  anneleri ile diyalog kurma  konuları da ayrı bir yazı dizisi bence , ne zor denge ) çocuklar olmadan plan yapalım hadi dedim, çocuklar da eğlensin hem yalnız kalsınlar biraz dedim, biz de ilk defa yalnız dışarı çıkmış oluruz dedim. Tabi ki kırmadı, şimdiki aklı olsaydı kesin kırardı! 

Çocukların karnını doyurduk ben "hadi Can bayyyyy" dedim Can : "tamammm" dedi.
 O "canım yavrum kendine çok iyi bak , seni çok seviyorum" dedi. Oğlu : "iyi eğlenceler anneciğim sen beni sakın merak etme" dedi.
İşte böyleyiz biz Tofaş onlar Maserati :S
Tanrım düşündükçe utanıyorum...

Nasıl mutluyuz ama yolda; iki anne , güzel bir Cuma akşamı  ve tiyatro oyunu ...

Tiyatro Salonunu elimiz ile koymuş gibi bulduk.
Kuştepe de bir gecekondudan bozma bir evin içine şirin bir sahne hazırlamışlar.
Nasıl izbe bir yer! Dedik ki " sanat ne zor şartlarda yapılıyor" ama "helal olsun vallahi"
Oyun başladı... Ve bitti...
Full küfür dinledik, bir ara kız sahnede iç çamaşırları ile kaldı, bir ara küvetin önünde diğer kızla öpüşmeye başladı.
Ben tabi yerin dibinde! Allahım diyorum ne olur ara versin de bir bahane bulup çıkartayım onu buradan.
Yok ara falan vermedi , konusuz filmler gibi herkes öldü oyun bitti.

Ben pıstım , ay dedim çok özür dilerim vallahi çok da baktım ama konusunu bulamadım internette.
Oyunun üzerine birer kadeh şarap içtik.
Neyse ki güzel sohbetler ettik ve unuttuk oyunu...

89747 kere falan özür diledim.

Eskiden Türkçe sınavlarında Yazının ana fikri nedir? diye sorarlardı.
Yazının ana fikri : Bedava etin yahnisi yavan olur. 

(Not:Tiyatronun ve oyunun adından bilerek bahsetmedim. Kimsenin yaptığı işe zarar vermek istemem. )

05 Ekim 2013

NEHİR - Yılın ilk oyunu

Tiyatro sezonunu Oyun Atölyesi'nde Nehir ile açmış bulunmaktayım.
17 Eylüldeki doğumgününde  Merve'ye hediye olarak tiyatro bileti almış olmam ile tiyatroya benimle gideceğini tahmin etmem arasında vallahi de billahi de bir bağ yok :D
Tamam!
Biraz hile yapmış olabilirim.
Evet!
O çift kşilik bileti hediye olarak kendisine verdiğimde pek tabi benimle gideceğinden emindim.
Evet! Çok kötüyüm ,biliyorum :))

"Ölmeden önce yapmam gerekenler " listesi olmayan var mıdır bilmem. Benim var.
Bu listedeki maddelerden biri *Haluk Bilginer'i tiyatro sahnesinde izlemek di.
Geçen yıl üstün çabalarımla kaçırdığım Antonius ve Kleopatra nın acısı hala yüreğimde.
Neyse artık Haluk Bilginer'İ Nehir ile Zerrin Tekindor'u da Kim Korkar Hain Kurttan? ile ayrı oyunlarda izleyeceğiz artık.


Nehir'e gelirsek oyun pek tabi çok güzeldi. Haluk Bilginer bir ilah ,Ayça Bingöl muhteşem , Canan Ergüder beklemediğim kadar iyiydi.
Şimdi Canan Ergüder'e neden *ok attın diyen olur ise , aslında öyle demek istemedim. Ben kendisini hep magazin programlarının ve eklerinin röportaj köşelerinden biliyorum. Hiç oyunculuğunu izlememiştim. Bundan dolayı da büyük beklentilerim yoktu. Ama çok sevdim oyunculuğunu , nasıl doğal nasıl güzeldi...

Haluk Bilginer sahneye çıktığında ortamın havası değişti sanki.Çalıştığım sektörler gereği bir çok ünlü ile karşılaştım ve çok azında o duygu vardır emin olun.

Sırf bunun için Çetin Tekindor benim için ayrı yerdedir. 1000 kişilik bir salonda fark edersiniz varlığını. Haluk Bilginer de aynı böyleydi işte.

Oyun hakkında ayrıntı vermek istemiyorum. Ama dekor hakkında bir kaç yorum yapmazsam çatlarım.

Dekora ba-yıl-dım!
Bir kere gramafon vardı sahnede ve pek tabi 12 den vuruldum :) Gerçi neredeyse kullanılmadı ama nasıl da güzel göz kırpıyordu oradan bana . Hani dedim oyun bitse bu dekor ile gramafonu bana bırakıp salonu terk etseler ...
Dekorun geri kalanı nasıl bir huzur, keyif vaat ediyor inanamazsınız! Görürseniz anlarsınız. Gidin ,görün ,anlayın :)

Bunlar oyunun iyi taraflarıydı. Bir de madalyonun diğer yüzü var ki o beni çok rahatsız etti.
Salonun kapısında Haluk Bilginer'in eski oyunlarından birinin dvd sinin satıldığı bir stand kurulmuştu.Yanına da Nehir'in bir sürü broşürünü koymuşlar.
Doğal olarak standa yaklaşan herkes  oyunun broşürünü almak istedi.
Bir zaman sonra eğlenmeye bile başladık, şöyle ki 3 tip seyirci var ;
* sağ kulvardan yaklaşan oyun seyircisi oyunun broşürünü görür ev her tiyatro seyircisi gibi incelemek için eline alır
* Ama standın önünü kapatmak istemeyen seyirci  broşürü alır ve ilerlemeye başlar
* arkasından can havli ile koşturan Oyun Atölyesi çalışanı " pardon broşürler ücretli" diye haykırır.
* Şaşıran seyirci nasıl yahu oyun broşürü ücretli mi olur ,zaten bilete para veriyoruz ,madem öyle bilete dahil edin 5 tl fazla ödeyelim diye çemkirir.
*Şimdi ortam kalabalık çemkirmeye utanırım diyen bir kısım seyirci 5 tl yi usulca cebinden çıkarır ve uzatır.
* Diğer bir kısım seyirci sakince aldığı broşürü yerine bırakır.
Bu uygulamayı ben çok yadırgadım. Tamam 190 tane tiyatro izlemişliğim yok belki ama özel ya da devlet bir çok tiyatroya gittim. İlk defa böylesi bir şey ile karşılaşıyorum. İşin trajik yani Broşür toplam 8 sayfa falan ve altında kocaman Anadolu Efes'in Katkılarıyla ibaresi var.
Çok merak ettik 1 tane aldık acaba içinde ne var diye?  Oyunun künyesi ve kadrosunun özgeçmişleri var içerisinde.

Evet Türkiye de özel tiyatrolar maddi sıkıntılar çekiyorlar , evet destek verenleri az ve seyirci sıkıntısı yaşıyorlar ama bence çözüm bu olmamalı. Üniversite öğrencileri vardı oyunda belki de harçlıklarından biriktirerek oyuna geldiler, bir broşür seyirciye çok görülmemeli diye düşünüyorum.

Tamam biliyorum çok uzattım ama çok sinirlendim!

Ama Haluk Bilginer gerçek bir ilah ! söylemiş miydim?  :)


09 Nisan 2013

Berbat Bir Haftasonu Yaşamanın 10 Yolu

* %100 Garantilidir.
Cumartesi;
1 )Burnu akan bir velet. (Bu olmazsa olmaz, baktınız akmıyor yedirin 3-5 dondurma Cumadan kesin akar.)
2 )Pis Camlar. O kadar ki bakın ama dışarıyı göremeyin. (Bunun için de temizlikçinizin sizi terk etmesi önemli)
3 )Sadece Pazar günü gelebileceğini söyleyen yeni bir temizlikçi. ( Bak bu da çok gerekli. Neden , iç sesin "nasılsa yarın temizlikçi gelecek yan gel yat Damla" diyebilmesi için. )
4 ) Bolca Matematik ödevi ama en çarpmalısından bölmelisinden. ( Bu da saçlardaki elektriklenme için möhim! )
5 ) Kötü bir tiyatroya bilet. (Kusura bakma Sumru'cum )

PAZAR;
6 ) Pazar sabahı erken kalkın. Neden mi ? Unuttun mu temizlikçi gelecek. 7:30 da kahvaltı etsen 08:00 civarı temizlikçi gelmiş olur.
Kahvaltı yap ,Kahveni iç, Gazeteni oku, Mutfağı toplamaya başla, bir de çay demle ... aaa bir terslik var. Terslik VAR Temizlikçi YOK. Saat 11:00 ... Ümidi kes!
7 ) Evde ki herkesi kaldır. Karınlarını doyur, iş dağılımı yap.
Batu ,Yataklar ,nevresimler, dolaplar sende!
Can, Oyuncaklar, ortalıkdaki kalemler ıvır zıvırlar ve çorapları eşleştir. ( Can çorap işini kabul etmedi tabi, kimse etmedi. Çoraplar yine bende kaldı. I HATE ÇORAP EŞLEŞTİRME )
Memo, Banyo ,Balkon ve Camlar sende. (Biraz itiraz eder diye beklersiniz ama itiraz etmez demek ki ses tonu yeteri kadar otoriter. Aferin doğru yoldasınız! )
Damla , Toz alınacak , Ayakkabı dolabı temizlenecek, Yerler süpürülüp silinecek.Çamaşırlar yıkanacak,kurulanacak. ( Kendinize de aynı ses tonunu kullanın. Unutmayın kendi söylediklerinize ilk önce kendiniz inanmalısınız )
8 )Acıkın ,susayın, yorulun! Duş alıp kendinizi dışarı atın ki yemek yerken ev kirlenmesin. Ama önce Duş. Eş ve Çocuk girsin alsın duşunu. Kardeşiniz de yıkandıktan sonra , sıra size gelsin ama KOMBİ BOZULSUN! Bakın bakalım taşıma su ile değirmen döner miymiş.
9 ) Öyle böyle attınız kendinizi dışarı. Hadi yemek yiyin ama AVM nin en güzel görünen en kötü servis elemanlarının ve yemeklerinin olduğu yerde! İsterseniz adı :ALAMANGAL
10 )Karnınız doydu, mis gibi temiz eviniz sizi bekliyor. Haydi çıkın AVM den eve doğru yola koyulun . Aaaa ne oldu bi dondunuz , Yaaa yeni sildiğiniz Camlara YAĞMUR mu yağıyor ne?
Evet artık berbat bir haftasonu geçirdiniz! Huzursuzca uyuyabilirsiniz.

05 Şubat 2013

Leyla'nın Evi - Tiyatro

Kitabını bir nefeste içi burkularak okuyanlardansanız iki damla gözyaşı dökmeden salondan çıkamayacaksınız.

Leyla'nın Evi benim kalbimde hep baş tacı olarak kalacak sevgili Zülfü Livaneli'nin eseri.Livaneli kitaplarının ayrı bir büyüsü olduğunu düşünürüm hep. Kitap öyle bir anlatır ki size hikayesini okumakla kalmaz yaşar , kitap bittiğinde de karakterleri mekanları hep özlersiniz.

Ben Leyla'yı çok sevmiştim,Celile Toyon sayesinde kat be kat sevdim. Hayalimdeki Leyla'yı kaybedeceğimden çok korkmuştum giderken ama hayır , işte bizim dünyalar tatlısı ,muzip ,tam bir istanbul hanımefendisi Leyla tam da karşımdaydı.


Bizim hırçın kız Roxy'i Ayça Varlıer oynamış. Ağzım açık izledim , kendisini daha önce hiç sahnede izlememiştim. Önyargılarımdan utandım. Nasıl güzel oynuyor ,çok tuhaf bir enerjisi var , ben çok sevdim.

Ayça Varlıer bu oyunculuğunu dolu ödülle taçlandırmış zaten baksanıza;
Afife Jale - Müzikal En İyi Oyuncu Ödülü
Sadri Alışık – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü
Yeküv Vasfı Rıza Zobu – En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
11. Direklerarası Seyirci Ödülü – En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

Ve gelelim bizim iyi kalpli , vefakar "Yusuf" Halim Ercan . Gerçekten keyifli bir oyunculuğu var sizi hüsrana uğratmıyor.


Leyla'yı o tahta bavulunun üstünde gördüğünüzde kalbiniz cız edecek. Ve ona veda etmek istemeyeceksiniz. Ben birçok sahneyi gözümde yaşlarla izledim. Tuhaf bir deneyimdi.



Müzikler tabi ki Zülfü Livaneli den , nasıl kalbinizden vuracağını bilen bir ustadan.

İstanbuldaki gösterimleri bitmek üzere ama diğer şehirlerde devam ediyor. İşte programı ;
Tarih Saat Yer
18/02/2013 20:30 ATAKÖY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
24/02/2013 16:00 ANKARA ŞİNASİ SAHNESİ
08/03/2013 20:30 KOZYATAĞI KÜLTÜR MERKEZİ
09/03/2013 20:30 ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNV. ANADOLU SİNEMASI
29/03/2013 20:30 İZMİR AMERİKAN KOLEJİ
30/03/2013 20:30 İZMİR ATATÜRK K. M. YUNUS EMRE SALONU

Farkındaysanız konusu hakkkında yazı yazmıyorum. Kitabını okumadıysanız büyüsü bozulmasın diye. Okuyun , İzleyin . Şiddetli tavsiyedir ...

Not : Tiyatro salonunun yaş ortalaması 65 yaş üstüydü. Benim gibi genç kesimden gelenler parmakla gösterilecek kadar azdı. Şahsen ben çok rahatsız oldum ve utandım bu durumdan. Benim için en zor tarafı haftalar öncesinden bilet almak gerekmesi, keşke aldığımız biletin mazeretli iptalleri olabilse !
Ama karar verdim artık daha çok tiyatroya gideceğim.

2.Not: Resimler Tiyatro Kare ' nin internet sitesinden alınmıştır. Oyun esnasında fotoğraf çekmeye çalışan sıfatsız arkadaşlar yerine konmak istemem , Uyuz oluyorum onlara :)
Siz de siteye girip ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz.




Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe