arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2014

Mutluluk

Bağzı insanlar beni çok sevsinler diye totomu yırtmakla geçirdiğim zamanları ömrümden çıkartsam,  hala  emekliyor olurdum!

Ama olmayınca olmuyor. Sevmeyeceklerse sevmiyorlar bir de çekinmeden -miş gibi yapıyorlar. Seviyor-muş gibi , değer veriyor-muş gibi , kıymet biliyor -muş gibi.
Bu durumda bazı insanlar çok gibi gibi . Bu şarkı onlara gelsin ama konumuz onlar değil.

Konumuz sizi sevgisiyle ters köşeye yatıran insanlar. Keşke Gerçek Olsa dediklerimiz. ( Reklam mı yaptı o ? ) Bir lafınızı unutmayan , sevgisini sakınmayan , seninle geçirdiği vaktin ne kadar keyifli olduğundan bahsetmekten utanmayan , belki hayatınızda bir kez belki "hiçkez" -kelime ürettim ne var,tdk daha beterlerini yapıyor-  yüz yüze görüştüğünüz , mutlu olduğunda içinizin ısındığı  , bir derdi olduğunda burnunuzun sızladığı insanlar.

Var öyle insanlar.
Var da biz geç buluyoruz.
Misal ;
Bak şimdi bir tanesi var ki , ne yapmış biliyor musun? Otur anlatayım.

Canım ŞUŞU'mun  yaptığı çekilişteki çantaları ne kadar sevdiğimi gördüğünden , bakmış ki çekiliş bana çıkmadı dayanamamış kapmış bana bir çanta,  bununla yetinmemiş koca koliyi  hediyelerle doldurup yollamış.

Ya bi de demiş ki notunda ;
Çekilişi kazanamamış olabilirsin ama bu Şuşu çantan olmayacağı anlamına gelmez
Ben şimdi  ne yapayım , ağlasam fayda değil sussam hiç olmaz.
Hangi kelimeler "ben bu insanı haketmek için ne yaptım Allahım?" a denk gelir nasıl bileceğim?

Güzel kalpli insan , belki yüzlerce insan var hayatında o bana kalkmış neler yapmış.

Bence  bana ne hissettirdiklerini kelimelere dökmeyi başarabilseydim Fıstıklı Tombim çok mutlu olurdu.
Ama şu an mutluluktan ağlıyorum , hayatım bulanık!

Aslında bu kargo elime geçmeden hediyeden haberim oldu. Çünkü çekilişi kazanamayınca kendime aynı çantadan bir tane sipariş vermiş , elime ulaştığında da İnstagramda mutluluk fotoğrafları paylaşmıştım.
Zahide'nin yüreğine indireceğimi bilemezdim tabi.

Ya ben o çantaların birini boynuma birini omzuma asıp plaja gitmez miyim şimdi?

Çok garip şeysin mutluluk ...
Siz summer'ı seve durun ben de durumlar  I kalp Zahide ;)







 

24 Ocak 2014

#DamlaninPlaklari 20



Her sabah okuduğum lisenin önünden geçiyorum.
Her sabah nasıl da değişiyor hayat diyerek hayret ediyorum.

Bugün karne günü.
Yine okulun önünden geçerken bir grup kız öğrenci  gözüme takıldı.
Hepsi sivil giyinmiş, bir tanesinde forma vardı.
O an ne saçma geldi yılda bir gün de olsa okula sivil gelme hevesi .

Sonra durdum düşündüm
Eskiden saçma değil çok havalı gelirdi.
Orası okuldu , sen üniformalı olmalıydın ama değildin.
Bir düzene karşı geliyordun , tehlikeliydi ama çok eğlenceliydi.

Levent Metro dan okula kadar yürür
O daracık sokağın okula açılan kısmına geldiğimizde  şöyle bir birbirimize bakar
Sabahın köründe kalkan , ta evden okulun dibine kadar gelen sanki biz değilmiş gibi
"Hadi kaçalım" der , en yakın cafe ye kendimizi atardık.
Kaçmak havalıydı ama okulun önüne kadar gelip kaçmak daha havalıydı.

Bir keresinde sınıftaki bütün kızlar olarak birbirimize küsmüştük.
Çünkü küsmek çok havalıydı.

Sonra hayat çok acımasızdı.
Kimse bizi anlamıyor, tüm dertler bizi buluyordu.
Aşkın en büyüğü bizdeyken
Şansın da en *oktanı yakamızı bırakmıyordu.
Dersler çok gereksiz
Arkadaşlıklar sonsuza kadardı
Hayat aynı şarkıdaki gibiydi.

Sonra bir büyüme geldi
Sanki titreme gibi
Şöyle bi sarsıldık , kimi hafifçe kimi çok şiddetli.

Sonra bir sabah o okulun önünden geçti biri
Keşke yüzümüz okula sivil gelmekle gülse diye düşündü.
Keşke okulu kırmakla bitse her şey
Ve keşke yolda görüp kafanı çevirmesen beraber sarsıldığın insanlara

19 Kasım 2013

Bir Garip Cuma Gecesi Hikayesi

Her şey Twitter da gördüğüm bir Retweet ile başladı.
Takibimde olmayan bir tiyatro " biz oyunlarımızın galalarına eleştirmenleri değil halkı davet ederiz. Bu Tweeti RT edenlere oyun davetiyesi verilecektir"  yazmıştı ve bunu listemden biri RT etmişti.
Vallahi helal olsun tiyatroya dedim, takibe aldım.
Hatta o tweet i de RT yaptım, bakış açısı güzel olduğundan.
Zaten dedim çok zaman geçmiş davetli kontenjanı dolmuştur çoktan. Derken ; "davetiyenizi almak için lütfen bizi arayın" mesajı geldi.
Tanrım demek ki gerçekten karar vermek yolun yarısı , ben de bu sene bir sürü oyuna gitmek için kendimi şartlamıştım.
Pek tabi aradım , ismimi yazdırdım. İş çift kişilik davete kiminle icabet edeceğime kaldı.

Aklıma Can'ın kreş günlerinden arkadaşı ve annesi geldi. Hep çocuklarla buluşuyorduk ve dedim ki bir kaçamak yapalım anneler olarak.
Hemen planı yaptım yavrularımızı  kardeşime satıp onlar evde Xbox oynayıp film izlerken biz de moderen anneler olarak oyunumuzu izleyecektik. Her şey mükemmeldi!
Muhteşem bilinçli ve modern bir anne olarak mail yazdım arkadaşıma ( bu çocuğununuzun arkadaşlarının  anneleri ile diyalog kurma  konuları da ayrı bir yazı dizisi bence , ne zor denge ) çocuklar olmadan plan yapalım hadi dedim, çocuklar da eğlensin hem yalnız kalsınlar biraz dedim, biz de ilk defa yalnız dışarı çıkmış oluruz dedim. Tabi ki kırmadı, şimdiki aklı olsaydı kesin kırardı! 

Çocukların karnını doyurduk ben "hadi Can bayyyyy" dedim Can : "tamammm" dedi.
 O "canım yavrum kendine çok iyi bak , seni çok seviyorum" dedi. Oğlu : "iyi eğlenceler anneciğim sen beni sakın merak etme" dedi.
İşte böyleyiz biz Tofaş onlar Maserati :S
Tanrım düşündükçe utanıyorum...

Nasıl mutluyuz ama yolda; iki anne , güzel bir Cuma akşamı  ve tiyatro oyunu ...

Tiyatro Salonunu elimiz ile koymuş gibi bulduk.
Kuştepe de bir gecekondudan bozma bir evin içine şirin bir sahne hazırlamışlar.
Nasıl izbe bir yer! Dedik ki " sanat ne zor şartlarda yapılıyor" ama "helal olsun vallahi"
Oyun başladı... Ve bitti...
Full küfür dinledik, bir ara kız sahnede iç çamaşırları ile kaldı, bir ara küvetin önünde diğer kızla öpüşmeye başladı.
Ben tabi yerin dibinde! Allahım diyorum ne olur ara versin de bir bahane bulup çıkartayım onu buradan.
Yok ara falan vermedi , konusuz filmler gibi herkes öldü oyun bitti.

Ben pıstım , ay dedim çok özür dilerim vallahi çok da baktım ama konusunu bulamadım internette.
Oyunun üzerine birer kadeh şarap içtik.
Neyse ki güzel sohbetler ettik ve unuttuk oyunu...

89747 kere falan özür diledim.

Eskiden Türkçe sınavlarında Yazının ana fikri nedir? diye sorarlardı.
Yazının ana fikri : Bedava etin yahnisi yavan olur. 

(Not:Tiyatronun ve oyunun adından bilerek bahsetmedim. Kimsenin yaptığı işe zarar vermek istemem. )

28 Ocak 2013

Mesele Dengede Durabilmek

Hayat "bazen" yok yok "her zaman" bu resimden ibaret.


Tümüyle bir denge meselesi. Arkadaşlarınla ilişkilerin, iş ilişkilerin , aile ilişkilerin hepsi pamuk ipliğinde. Yanlış adım atmamak yetmiyor, rüzgarı da iyi hesaplamalısın. Full konsantre olmalısın ki tepetaklak olmayasın.


Uzattığın elini tutacak eller kadar diğer elini tutup düşmeni engelleyen insanlara minnetini unutmamalısın.

Arkaya bakmamalısın. Baktığın an ilk önce hafif bir baş dönmesi yaşarsın , sonra hafif bir mide bulantısı o da heyecandan "istersem dönebilirmişim işte" duygusundan. Ama o kadar kolay değil dönmek için hamle yaptığın anda o koca boşlukta bulursun kendini.

Seni motive etmek için ipin ucunda seni bekleyenler de olacak. Sen düşme diye , dikkatin dağılmasın ,sendeleme diye. Biz onlara "Anne" diyoruz.

Bazen oturup dinlenmek isteyeceksin. Dünyadan bağlarını kopartıp kendine kapanmak. GÜLDÜRME BENİ , yok öyle bir şeçenek . Sorumluluklar hep peşinde.

Ve insanlar kendi iplerinden bağıracaklar sana , yardım isteyecekler. Edemeyeceksin, ediyormuş gibi yapacaksın. Çünkü herkes kendi ipinde ,demediler mi sana "bir ipte iki cambaz olmaz" diye ? Ama ordaymış gibi yapabilirsin.Onun dünyasına giremesen de dışarıdan seslenebilirsin. Düşün bak başkalarınında sana yaptıkları o değil mi zaten?

Bir süre sonra ayakların acıyacak. İşte , acıya dayanmayı da böylece öğreneceksin.

Daha aklıma gelmeyen ne cambazlıklar.

Herşeye rağmen yağmur yağdığında çıkan gökkuşağına yakınlığına inanamayacaksın. Ya da yıldızlarına dokunabileceğin hissine. İyi şeyler de oluyor hayatta tam da gözünün önünde ,uzan bak....

Haydi rüzgarınız , güneşiniz bol olsun. İpleriniz sağlam , elinizi tutanlar ömürlük olsun.

Herkese iyi haftalar




19 Ekim 2012

Ton Balıklı Sandviç

Biz liseliydik , bir zamanlar.

5 sıkı kız arkadaş. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen.




Biz okulun önüne kadar gidip " yok yeaa bugün gitmeyelim " deyip geri dönendik.

Okul çıkışları Taksim'e gidip hep aynı kafede hep aynı ton balıklı sandviç yiyendik.

Her haftasonu aynı kafede buluşup saatlerce Scrabble oynayandık.

Ayrılırken ağlayan , kavuştuğumuz da sımsıkı sarılandık.

Biz;
"garson olcak biz anne yaaaa" diye tutturan , servis dersinde sarhoş olup sınava sarhoş giren, sarhoş olduğu için önündeki açık kitaptan kopya çekmeyi başaramayandık.

Biz aşık olduğumuzda mutluluğu paylaşan , aşkımız suya düştüğünde kalbimizi kırana hep birlikte nefret duyandık.

Sonra biz yapmam dediğimiz herşeyi bir bir yaptık.

Sonra biz büyüdük. O sıralar, aşklar,dersler ve hatıralar nasıl geride kalıp sararmaya yüz tuttuysa biz de sarardık solduk. Ben olduk , o olduk.
Herkes kendi hatasını sırtına yüklenip yoluna devam etti.

Kimse birbirinin en güzel anında yanında olamadı,hep ıskaladık,kaçırdık.

"Birbirinin hayatına dokunmaktan zevk almayı özleyen" bireyler olduk çıktık.

Sonra bir araştırma okudum ben dün tam da ton balıklı sandviç yerken diyor ki ; arkadaşlıkların ömrü 5 ila 7 yıldır.Bu durumda biz hiç böyle olamayacak mıyız ?



Sevgili Bilim adamları işiniz gücünüz yok saçma şeyleri araştırmaya bayılıyorsunuz ama bence haklısınız. Totomuzu da yırtsak hayata yeniliveriyoruz bir yerden sonra. Ama bir ton balıklı sandviç burnumuzun direğini sızlatmaya yetiyor Naberrr?

Siz şimdi yok aşkı ömrü 3 yıl ,arkadaşlıklar 5 yılı boşverinde burun neden sızlar onu söyleyin.

İmza : Romantik Cuma insanı Damla

21 Eylül 2012

23 Eylul mü dedi biri?

Aaa benim dogumgunum

Gece sevgilinin durtuklemesi ile uyandım.(Ne o siz öpücüğü ile diyeceğim mı sandiniz, ilahiii. Neyse bu konuya girmiyorum.)
sevgilim dedi dayanamadım erkenden getirdim hediyeni. Bı actım ki su an ekranına tık tık yaptıgım iPad im bana göz kırpiyor. Nasıl mutlu uyudum ve dolayısı ile nasıl mutlu uyandım söylememe gerek bile yok sanırım.

E günlerden Cuma, son is gunü üzerine yetmezmiş gibi sevdiğim isyerimdeyim.

Elde var ikiiiiii

Sonra instagramdan bir baktım herkes doğumu kutluyor. Tanımadığım o kadar insan, yüzünüze tanışmadık ama hayatımdaki birçok insandan daha samimi yakınlar onlar bana.en güzeli çıkarsız tepkiler ,duygular var orda.

Elde var ūççç

İs bitti eve dönüş yolu başladı derken canım kocam geçerken bana uğra dedi. En sevdiğim karides roll den bir paket yaptırmış benim için.

Elde var dörttttttt

Sonra aksamustune kadar elime ulaşmayan canım kardesimin yolladığı kargoyu acmak için eve kadar bekleyemedim. E-5 in kenarında dörtlüleri yakıp hediye paketini açan kisi evet benim. İcinden aylardır beğenip bir türlü almaya fırsatımın olmadıgı çanta çıkınca çığlık atan da benim.

Elde var besssssss

Sonra mutlu olmaktan korkar ya insan, hani büyüklerin çok Gülme ağlarsın demesi gibi bir an dedim kötü birşeyi mı olacak yoksa....
Ama yokkkk tek parça evdeyim.

Mutluyum.

Birazdan canım arkadasım gelecek sushi bira keyfi yaparken de mutluluğuma mutluluk katılacak.
Kaç oldu yahu?

Ya da durun saymayayım keyfini çıkartayım. Galiba beni seven insanlar var bu dünyada.

Mod: ağzı kulaklarında
İyi ki doğmuştum be yaaaaaaa

Not: iPad den neden posta fotograf ekleyemiyorum ki? Bilen var ise yardım etsin be ne olur

Öperim hepinizi.

Bu Da böyle mutluluk sarhoşu bir post olsun. 2 güncuk sabrediverin bana...

25 Haziran 2012

Dost Olmak

Ona birşey olmasın sakın diye gözünün içine bakmaktır ...
Tek boy fotoğrafının dostun düşmesin diye ellerinden tuttuğun an çekilmesidir.



Hayatının en anlamlı imzalarından birini atmak demektir...


Evlilik cüzdanına ondan çok sevinmektir...


Her an kaynatabilecek bir mevzu var demektir...


Gerekirse kapısında nöbet tutmak ;


Ayakkabısını hazırlamak,bekarları unutmamak demektir...



Muhteşem dörtlü olmak demektir...




Koskoca 2 gün canın arkadaşın için koşturup,didinip yanyana bir boy fotoğraf çektirmeyi unutmak demektir....

Ve en önemlisi Eniştenin bu resme alışmaya çalışması demektir...Her kim bir dost ile evlenirse onlara yalnızlık haramdır.. Diğer dost Bonus olarak her kareye yapışmış demektir :)))


Bazen de eski günleri hatırlayıp gülümsemektir...


Seni çok çok çokkk seviyorum canım...


Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe