damlaninizledikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
damlaninizledikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mart 2016

Yoldan Cikan Oyun

Gectigimiz hafta annemlerin Istanbul'da olmasi sebebiyle izleyebilecegimiz bir oyun arayisina girdik.
Inat gibi neredeyse tum ozel tiyatrolar turnedeydi, devlet ve sehir tiyatrolarinda da bu kadar yakin tarih icin yer bulmak imkansiz.
Buldugum birkac alternatif de Can'in yasina uygun degildi vs. , sansimizi zorlamadim ve aramaktan vazgectim.

Gectigimiz Cuma aksami Zorlu'da yemek yerken bir afis gordum, oyunu daha ince internette incelemistim fakat hem yeni oldugundan hem de oyunculari fazla tanidik oldugundan bu secenegi elemistim.

Seytan durttu sanirim ki bizimkileri masada birakip bir kosu PSM Gise de aldim solugu. En son sirada yer kaldigini ogrendigimde neredeyse vazgeciyordum ama gise gorevlisi beni goruntu konusunda sıkıntı yasamayacagima ikna etti , kaptim biletleri.


Iyiki de kapmisim! Uzun zamandir bir oyuna, filme ya da herhangi bir seye bu kadar gulmemistim. Cenemin agrisi 2 gun gecmedi. Oyunu her hatirladigimda suratimda aptal bir ifadenin belirmesi ise bence asla gecmeyecek :)

Oyunun adi basliktan da anlayacaginiz uzere ' Yoldan Çıkan Oyun'

Konusuna gelirsek; Eksik kadrolu, eksik butceli, beceriksiz, amator bir tiyatro grubunun bir oyunu sergile-mesi-meye calışmasını muhtemeşem bir doğallık ve ilk dakikadan son dakikaya kadar düşmeyen bir tempo ile izliyorsunuz.

Oyunun resmi tanıtım metni ise soyle ;


Bu oyunda bir terslik var!

Hayatta her şeyin ters gittiği anlar vardır. "Devamı çorap söküğü gibi geldi…" tanımının en bahtsız hali diyebileceğimiz bu durum, biri bitmeden diğerinin başladığı talihsizliklerin her zaman can sıkıcı bir şekilde hayatımızda yer edeceğini kanıtlamaz. Dört bir yanınızın kaosla çevrili oluşu, karnınız ağrıyana kadar güleceğiniz anları da beraberinde getirebilir. 23 Kasım'dan itibaren Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde sahnelenecek Yoldan Çıkan Oyun'da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız. 
Lerzan Pamir'in yönettiği, Mehmet Ergen'in ise yapımcılığını üstlendiği Yoldan Çıkan Oyun'un çok ilginç bir hikayesi var.
İngiltere'nin meşhur mu meşhur West End sahnesinin son dönemlerdeki en başarılı oyunlarından biri olan Yoldan Çıkan Oyun, galasını 2014 yılında West End Duchess Theater'da yaptı. Fakat oyunun geçmişi biraz daha eskiye dayanıyor…
Cornley Polytechnic Drama Society isimli tiyatro grubunun, 1920'lerde yaşanmış bir cinayet hikayesini sahnelemek istemesiyle başlayan olay örgüsü, oyunun karakterlerinin başına zor gelecek sonsuz terslikleri getiriyor. Bu terslikler, oyunun karakterlerini zorluklarla dolu bir serüvene doğru iterken, Yoldan Çıkan Oyun izleyicileri ise bu birbirinden komik tersliklere kahkahayla karşılık vermek durumunda kalıyorlar.
Bu yıl Laurunce Olivier Ödülleri'nden En İyi Komedi ödülüyle dönen, whatsonstage.com'un 2014 yılında En İyi Yeni Komedi seçtiği Yoldan Çıkan Oyun, Tom Hardy ve J.J. Abrams'ın da aralarında bulunduğu birbirinden ünlü isimleri tiyatro salonuna çekmeyi başardı.
Yoldan Çıkan Oyun'u yakın çekime alarak bu hikayenin adımlarını anlatalım.
- Henry Lewis, Jonathan Sayer ve Henry Shields üçlüsünün yaratıcısı olduğu oyunun kökleri bir pub'ın üst katında sergilenen oyuna dayanıyor.
- Bir gecede iki seans sergilenen oyunun başarısı, o günlerde çağrı merkezi, bar ve Gourmet Burger Kitchen'da çalışan üçlüyü ilgi odağı haline getiriyor.
- Bu başarı, Yoldan Çıkan Oyun'u bir pub'ın üst katındaki odadan prestijli West End sahnesine taşıyor.
- Michael Green'in 1964 tarihli kitabı The Art of Coarse Acting'den ilham alınarak hayata geçen oyunun etkilendiği karakterler ise; Buster Keaton, Charlie Chaplie ve Mr. Bean.

Işler durmadan karışıyor ve siz daha ne olabilirki derken çok daha icinden cikilmaz şeyler oluyor. O sahnenin her santimetresini nasil kullandilar, nasil bir yerlerine bir sey olmadan oyunu bitirdiler gercekten ben takip etmekten yoruldum.

Yani Oyun gercekten Yoldan Cikti!

Dedigim gibi oyuncular cok cok tanidik olunca ozellikle Sarp Apak gibi cok goze batan bir isim olunca ben cok onyargili izlemeye basladim. Ama Oner Erkan, Bartu Kucukcaglayan vs. cok iyilerdi.

Sarp Apak da Sarp Apak'ti. Oner Erkan mesela usakti, Bartu K. kardes rolundeydi falan ama Sarp Apak, Sarp Apak'ti. Bilmem derdimi anlatabildim mi?

Oyunun yıldızı ise kesinlikle Bartu Küçükçağlayan idi.



Bir Avrupa Yakasi ve Yalan Dunya ozurlusu olarak bu üçlü'nün orada da birlikte oynadiklari yeni ogrenmis olsam da bu da burada dip not olarak dursun :S

Eger yakin zamanda oyun izleme planiniz varsa ve henuz kararinizi vermediyseniz, hayattan guzel bir 2 saat calmak ve uzun zamandir atmadiginiz kahkahalari atmak icin Yoldan Çıkan Oyun'u kesinlikle izleyin. Pişman olmazsınız! Hatta 2 bilet alin birlikte izleyelim :))

Zorlu Performans Sanatlari Sahnesinin buyuk salonunda bircok kez gosteri izledim fakat Drama sahnesini ilk kez deneyimledim. En arka sirada olmamiza ragmen gerek ses, gerekse goruntu acisindan hic kaybiniz olmuyor. Bunu da buraya not edelim.

02 Kasım 2015

SEKERPARE - Istanbul Sehir Tiyatrolari

Sekerpare oyununun hikayesini Sener Sen'li Ilyas Salman'li Sekerpare filminden bilmeyen yoktur zaten, bundan sebep ben bu yazida oyunun konusundan degil oyunculardan ve oyunun gidisatindan bahsedecegim.

Sekerpare sayesinde yillardir methini cok duydugum Engin ALKAN'i sahnede ilk kez izledim.
Bir Ali Poyrazoglu'na mest olmustum simdi bir de Engin Alkan'a hayran oldum. Bu kadar guzel oynamak , bu kadar guzel yonetmek, boylesi guzel jestler mimikler ... Off diyorum.
Oyunun sonunda istedim ki 5 cift daha elim olsun daha cok alkislayayabileyim. Islik calmayi beceremedigim icin kendime kizdigim nadir anlardandi gercekten :)

Bir kere oyun boyunca siz izlerken ne kadar egleniyorsaniz oyuncular sizden 10 kat daha cok egleniyor, hissediyorsunuz bunu.
Ve sikca oyunun disina cikiliyor ki bence buyuk cesaret isi. Yani oyuncular bir sahnede cekirdek citletirken caniniz istemistir diye orkestraya cekirdek ikram edebiliyor.
Ya da bir oyuncu sahnenin bu kadar merdivenli olmasi sartti sanki diye soylenirken digeri sahnenin donebilmesi hakkinda 'Bakin simdi ne kadar cabuk eve gidecegim, teknoloji neyse ki cok gelisti' diyerek aslinda sadece oyun oynamadiklarini, sizin 3 saatinizi nasil dolu dolu ele gecirdiklerini hissettiriyorlar.

Oyun muzikal ve ben buyuk bir muzikal hayraniyim. Hani elimde olsa her filmi her oyunu veya hayati muzikal yasamayi tercih ederim. Gerek sahnede gerek tv de bir suru muzikal izledim bu gune kadar ama ben hayatimda bu kadar guzel sesli muzikal oyunculari izlemedim. Zannedersin sahnede bir Ceylan Ertem, bir Cem Adrian var , sarki soylerlerken susmasinlar istedim.  Hani oyundan sonra surada konser veriyoruz deseler kalirsin oyle guzel.


Bayildim!
Cok Bayildim!
Acayip Bayildim!

Hayatim boyunca izledigim oyunlarin hepsini hatirlamiyorum belki ama bu kadar cok sevdigim baska bir oyun var miydi bilmiyorum. Tabi ki Engin Alkan'in bunda buyuk rolu var.
Engin Alkan'i Ben Olmeden Blogu sahibi sevgili Guven anlata anlata bitiremezdi, hak verdim kendisine.

Oyunu kesinlikle izlemelisiniz, 3 saat degil 30 saat de olsa izlemelisiniz.
Engin Alkan'in oyunun tanitim kitapcigindaki yazisi ile sizi basbasa birakiyorum;


*Bu bir "Tiyatro, umuttur" yazisidir...

14 Eylül 2015

Film Yorum: Gece Bitmeden

Çocukları "Minyonlar" a götürmeye gitmiştik aslında. Bilet alırken bir baktık afişte tatlış bir abi güzel bir abla, e filmler de aynı saatte başlıyor, çocukları Minyonlar'a kendimizi Gece Bitmeden filmine attık.

Gece Bitmeden derken ciddiymiş, tüm film bir gecede yaşandı bitti.

Tüm aşk klişeleri; Tesadüf , mutsuz ayrılıklar , kaybolmuş umutlar, terkedilmişlikler vs olmasına rağmen romantik bir film izleyemiyorsunuz maalesef.

Bir kadın çantasını çaldırmış -sanırım cebindeki son para ile- tren bileti elinde son trene yetişmeye çalışırken telefonunu düşürür, telefon kırılır, kadın treni kaçırır.
Tren garında müzik yapan bir tatlış abi de kadının peşinden gider, telefonunu verir ve tanışırlar.
Biz de bu iki arkadaşın tüm gece başından geçenleri , hayatlarındaki mutsuzluklarını , birlikte atıldıkları maceraları izleriz.

Filmden çıktığımda ilk baktığım şey festival filmi olup olmadığıydı ama değilmiş.

Bir ara arka koltukta horlayan abi, seviyorum seni.

İzlemeyin demiyorum , izlerseniz "Damla uyarmıştı ama" diyin diyorum.

20 Nisan 2015

Küçük Prens Bana Dedi Ki

Daha gözünü açar açmaz "Bugün tiyatroya gitmeliyiz" dedi.
Oğlum , Pazar bugün. Ha deyince bulabilir miyiz bakalım vs derken elinde Hürriyet gazetesinin eki ile "Ben buldum bile!" diye geri geldi.
Nasıl haberin olmaz Ali Poyrazoğlu yeni oyuna başlamış 
diye azarlamayı da ihmal etmedi.
Aradık gişeyi , neyseki yer varmış yaptık rezervasyonumuzu.
Geri kalan 4 saatte evin içinde dört döndü. Bir ara Ali Poyrazoğlu'na tweet atmış. Dakikalarca cevap bekledi. Neyse ki beklediği cevap kısa sürede geldi.

Şimdi burada bir es verelim sayın okuyucu. Bu yazı bir oyun tanıtımı olmaktan çok bir annenin iç döküşüdür , bu kısmı atlamayalım.

Ben istemez miyim garip popçuların hayranı olsun , J LO'nun posterlerini duvarlarına assın , Demet Akalın şarkılarını ezbere bilirken Serdar Ortaç dansları ile o dahiyane şarkılara eşlik etsin.

Ama olmadı , bir yerlerde yanlış yaptım ki iyi ki de yapmışım sonuçta
En sevdiğim sanatçı Zeki Müren.
Ali Poyrazoğlu'nun oyunlarını çok seviyorum.  
gibi cümleler kuran bir çocuğum oldu.

Neyse, kader...

Lafı çok uzattım , farkındayım. Hemen oyuna geçiyorum.

Küçük Prens Bana Dedi Ki 

Ali Poyrazoğlu ;  ilk andan itibaren elinizden tutup , masalcı dedeler gibi size hayatınızın masalını anlatıyor. Uzun uzun anlatsın , hiç susmasın istiyorsunuz.

Öyle ki yıllar boyu kendi Küçük Prens'ini kalbinde hem büyütmüş hem çocuk bırakmış Ali Poyrazoğlu ve bu oyunda da ruhundaki izlerini cömertçe huzurlarımıza sunuyor.

Çöller, Denizler , Gezegenler, Palyaçolar ve Kuklalar derken sahne adeta bir panayır yeri olurken kalbinizin bir yeri Küçük Prens'in kendi gezegeninde kuzusuyla yalnız bıraktığı gülüne sızlıyor.
Kahkaha attıran , sorgulatan , hüzünlendiren ama bu hüzünden mutlu olduran tuhaf bir oyun bu.

Oyunun kadrosunda "Makasçı" rolünde Bülent Kayabaş'ı sahnede görmek beni çok mutlu etti.

Bunun yanında tüm oyuncular gerçekten çok iyiler, oyun boyunca  bir an olsun sizi bırakmıyorlar.

Oyun tek perde ve nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.

Farkındaysanız size sadece oyunu anlattım. Çünkü koca koca cümleler kurmama gerek kalmayacak bir oyun bu. Diyebileceğim tek şey;
Kendinize bir iyilik yapın ve bu oyunu izleyin. Hem de çoluk çocuk izleyin.

Ve bazılarımız oyun sonunda kendilerine çok daha büyük iyilikler yaptı.

 
Askerlik anısı gibi her gördüğüne anlatıyor :)

Ali Poyrazoğlu'nun Hürriyet'de yayınlanan röportajı için buraya tıklayabilirsiniz.

18 Kasım 2014

Unutursam Fisilda ~ Bir Film Elestirisi

Nedense hissetmistim.
Siz diyin populer oyuncular yuzunden , ben diyeyim geriye donus hikayesinin tanidikligi.

Yine de insan su afise bakinca izlediginden daha fazlasini bekliyor sanki.

Ama on yargili da degildim hani.
Olur ya bazen ne yaparsa yapsin ucundan sevecek bir sey bulabildiginiz insanlar vardir.
Cagan Irmak da benim icin tam boyle biri.

E neyi sevmedin Damla diyecek olursaniz ;

Bir kere Kerem Bursin'in bir Cagan Irmak filminde oynuyor olmasini cok egreti buldum.
O cocugun mimikleri , ellerinin hareketleri , ses tonu hep ayni. Cocuk cok monoton hatta sinir bozucu.

Farah Zeynep Abdullah desen zaten her tasin altindan cikmaya basladi artik. Yakin zamanda Bir Kucuk Eylul Meselesi'nde esas kiz olarak izlemistik zaten keza Kurt Seyit ve Sura'da da . Bu kadar populerlik bana ters arkadasim. Gerci Kerem Bursin'in yaninda super stardi bence.

Efendim? Memet Gunsur'den bahsetmedim mi? Iste o konuda kotu cumlem yok. Bence Mehmet Gunsur tamamdir ya , her rol mu yakisir hani bi insana.
Ben hep Tarik Akan'a benzetirim Mehmet Gunsur'u , hele bu fimdeki uzun saclariyla tam Tarik Akan olmus sanki , siz ne dersiniz?

Filmin konusuna izlemeyenler vardir diye cok deginmek istemiyorum ama fragmanlarda da ziyadesiyle  belli oldugu icin fikrimi yazmazsam catlarim.
Yillar once ciktigin eve zorunluluktan donmek meselesi bana cokca Babam ve Oglum'u hatirlatti.
Yine Ege , yine istenmeyen biri , yine affetmek , yine yillar once yapilan hatalar , yine yine...
Neyseki Isil Yucesoy'un dev oyunculugu var ki o ekrandayken siz ne kadar dagilmis olursaniz olun sizi kendine cekiyor.

Ama en cok film muziklerinden umutluydum , en cok da onlar beni hayal kirikligina ugratti.

Humeyra'ya doyarim diye heveslendigim filmin sadece finalinde Humeyra dinleyebilmis olmami ve bence sarkilarin vasatligini  hala hazmedebilmis degilim.  Humeyrayi neden bu kadar geri planda birakti acaba , merak ediyorum.

Sonrasinda ogrendim ki film muzikleri Kenan Dogulu'ya aitmis. Yorumsuzum, taslanmaktan korkuyorum.  :)

Bu kadar elestirdikten sonra sunu da itiraf etmeliyim ki bogazimin dugum dugum oldugu yerler oldu.
Of tamam bir cok yer oldu!
Cagan Irmak bu filminde sanki bize " Kotu bir senaryo yazmis olabilirim ama bu filmimden etkilenmeyeceginiz anlamina gelmez ,  sizi kucuk aptallar  nihahahahah " der gibi.
Hani yazdim , cizdim o kadar ama sevmedim ben bu filmi diyemem. Ama sanki fim cok retro olmaliymis da retrosu tukenmis gibi . O nasil oluyor diye sorma e mi okuyucu:)

Aman....  Benim kafam karisik hala bu filme karsi. Siz en iyisi gidin,  izleyin,  karari da kendiniz verin :)
Sonra yazin ama bana olur mu , merak ederim bak.








Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe