zülfü livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zülfü livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2016

Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal \\ Zülfü Livaneli

Yaşar Kemal'in vefati sonrasinda boyle büyük bir yazarın popularizmin ağına düşmesinden korkmustum.
Herkes -pek tabii- ondan bahsedecek, bilen de konusacak bilmeyen de diye dusunurken Livaneli'nin onun hakkında hem bizi bilmediklerimiz ile yuzlestirecek hem de ortak anılari ile Yasar Kemal'i bir kez daha sevdirecek bir kitap yazdigi haberini aldim.

Ilk once cok mutlu oldum falan ama sonrasinda aklima bir soru takildi. O da;
Yasar Kemal sansliydi ki ardindan kendisini bize anlatabilecek Livaneli gibi bir dostu vardi. Peki bir gun gelecek Livaneli de bu dunyadan gocecek, o zaman bize Livaneli'yi kim anlatacak? 

Ve kitap cikti, bir sure okumaya vakit bulamamis olsam da Pera Palace otelinin Persembe bulusmalari kapsaminda Zulfu Livaneli ile Yasar Kemal uzerine bir sohbet organize ettigini ogrenir ogrenmez kitabi okumaya basladim.

Kitap hakkinda yorum yapmak haddim degil, sadece Turk edebiyatina biraz ilginiz varsa kesinlikle okumaniz gerektigini dusunuyorum.

Dun aksam, bahsettigim bu etkinlikteydim. Beni instagram'dan ya da Snapchat'ten takip edenleriniz varsa zaten gormuslerdir fakat gormeyenleriniz varsa soylesiyi agzim kulaklarimda bitirdigime emin olabilirler.

Damla Şahin (@damlacerrah) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Livaneli'den Nazim Hikmet'i de dinledik Yasar Kemal'i de. Mevlana'yi da anlatti Nietzsche'yi de.
Heybem bos gittigim soylesiden sirtimda kabur ile dondum yine.

Livaneli ile her karsilasmamda hayati cok bos yasadigimi anlıyorum.

Siirin, sözün ve edebiyatin toplumu nasil degistirdigi ile baslayan sohbet bizim kendisine sordugumuz sorular ile devam etti. Merak edeniniz varsa evet, yukaridaki soruyu kendisine sordum. Aldigim cevabi omrum boyunca hic unutmayacagim;

Kim yazarsa insafli olsun yeter. Sen neden yazmiyorsun?

Damla mest, Damla iptal, Damla ruhunu teslim etti!


* Basta Dogan Kitap'a bu etkinlikleri tesvik ettigi icin sonra da Pera Palace'a organizasyon icin kendi capimda minnetlerimi sunuyorum.

25 Mayıs 2015

Hafta Sonu Dedigin

Bazı hafta sonlarının kötü geçme olasılığı yoktur. 

Misal arkadaşlarınızla çimlere yayıldıysanız;



Yine  misal bir minderde 8,5 saat oturup , sohbetin tadına doymadıysanız ;



En büyük misal ki bu çok önemli  en sevdiğiniz yazar , en sevdiğiniz fikir adamı , en sevdiğiniz sanatçı imza günü yapmışsa;



O hafta sonu kötü geçmez.

Ve zafer ;

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim ,  Kanyon D&R'da saat 15:00 de başlayacak  imza gününe 14:40 da gelmiş bir güzel insandan bahsediyoruz. Naif, nazik , duygulu insan. Gel de hayran olma!


Livaneli severlere çok yakında çok daha büyük bir sürpriz ile döneceğim , bekleyin ;)

21 Mayıs 2015

Kitap Yorumu - Konstantiniyye Oteli

2015 yılının favori yazarlarıma iyi gelmediğini düşünmeye başladım.
İlk önce Hande Altaylı'nın Delice'si  şimdi Livaneli'nin Konstantiniyye Oteli.

Kitabı çıktığı gün adeta Tazmanya canavarı misali koşarak hatta kendi etrafımda dönerek almaya gittim.
Çünkü, Livaneli özeldir. 
Sizi hiç yanıltmaz. En kötü diyeceğiniz kitabını bile seversiniz.

Konstantiniyye Oteli de benim hafızamda vasat ama güzel olarak kalacak.

Kitabımızın kahramanı -sanırım- Zehra. Buradaki "sanırım" benim için kitabın özeti oldu.
Zehra büyük bir şirkette Yönetici Asistanı olarak çalışıyor. Ama biz kitabı Zehra'nın ağzından değil yazarın ağzından okuyoruz.
Kah Zehra'nın hayatına kah patronu Ergun beyin hayatına kah Otel çalışanlarından Garip'in hayatına dalıyoruz.
Ergun beyin yabancı ortağı ile ortak olduğu Konstantiniyye Oteli'nin açılış gecesindeyiz. Düşünün ki bir balo salonunun en kuytu ve en yüksek yerinde , tüm konukları izleyebileceğiniz bir yerdesiniz. Anlatıcı size hangi masada oturan ne demiş , kim kimi sevmemiş, kim kimi kiminle aldatmış , kimin ne sırrı varmış anlatıyor da anlatıyor.
Gıybet gıybet üstüne anlayacağınız. 
Tüm konukların ve hatta yüzyıllar önce yolu oradan geçmişlerin anılarına, karakterlerine , gizli sırlarına şahitlik ediyoruz. Şahitlik ederken de sanmayın kı sıkılıyoruz, Haşa! Livaneli'nin kalemine hakaret olur bu , kitap adeta akıp gidiyor boğazımızdan.
An gelipte kitap bittiğinde öylece kalakalıyorsunuz ama , festival filmi tadında yani. Hani şimdi sor bana bu kitap ne anlattı , bilemem. 

Es geçmemesi gereken konuları yazmış da o konulara uygun karakterlerini hazırlayıp hepsini bir kitaba koymak istemiş gibi. E bu kadar çok karakteri de ya düğünde ya böyle şaşalı bir açılışta bir araya toplayabileceğinden üstünkörü bir otel inşa etmiş sanki.

Kitap benim susuzluğumu gidermedi vesselam

Bu kalabalık kadro bana sıkça Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi kitabını anımsattı.  O kitabı da okurken büyük keyif alıp bittiğinde e ne oldu şimdi ben ne okudum hissine kapılmıştım.

Şimdi düşünmeyin ki Damla bu kitabı sevmedi. Sevdim ama bayılmadım.

Benim baştacı Livaneli kitabım hep Serenad kalacak , anlaşıldı.

Ve eleştirmeden geçemeyeceğim bir konu , Doğan Kitap sanırım masraf olmasın diye en ucuz kağıda baskı yapmış olmalı ki sayfayı çevirirken bile kenarları yırtılıyordu. Hani uçaklarda dağıtılan ucuz dergilerin sayfaları gibi düşünün , bakınca arka taraf görülecek gibi incecik. Bir Livaneli kitabına yakışmayacak şeyler bunlar.
Bir de şu kitapların ciltli versiyonlarını neden sonradan çıkartıyorsunuz acaba diye sormak istiyorum kendilerine. Evde her Livaneli kitabından bir ciltli bir normal karton kapaklı var sayenizde!

*Livaneli'nin 24 Mayıs saat 15:00 de Kanyon D&R da imza günü var. Ben kitaplarım , plaklarım , cdlerim ile sıraya sabahtan girmeyi düşünüyorum. Gelecek olanlar varsa haberleşelim, kahveler benden.



12 Ağustos 2013

Son Oyun – Ahmet Altan

Son Oyun Lise dönemimden bu yana okuduğum ilk Ahmet Altan kitabım oldu. Neden bu kadar ara vermişim acaba diye düşünürken kitabı yarıladığımda Ahmet Altanın  özgür ruhlu , muhteşem sevişgen , kadın ruhundan anlayan ,kültürlü ve bir o kadar yalnız erkek kahramanı ve etrafındaki mutsuz ve ona muhtaç kadınlarını özlemediğimi fark ettim. Ahmet Altan’ın okuduğum 8. kitabı olan Son Oyun beni şaşırtmadı ama sürükleyici değildi dersem de büyük haksızlık yapmış olurum.

Kitabın ismi büyük bir hesaplaşma , kurgulanmış bir Oyun okuyacağız izlenimi yaratsa da ben ortada Son bir Oyun göremedim. Tamamen merka uyandırması için seçilmiş bir isim olduğunu düşünüyorum. ahmet-altan son oyun

Yer yer tasvirlerini okurken kendimi Livaneli okur gibi hissettim. Ve hatta kitaba ilk başladığım da yalnız adam ,eski bir kasaba , evde bir gündelikçi derken kendimi Kardeşimin Hikayesini okuyor zannettim. Sonraları Kasabanın hazineleri, kasaba ahalisi, iyiler ve kötüler ,iktidar hırsı aklıma yine Livaneli’nin SON ADA sını getirdi.  Okuyup aynı hisseden var mı çok merak ediyorum.

Ahmet Altan evet akıcı yazıyor, evet sonunun çok da sürpriz olmayacağını baştan tahmin ediyorsunuz (Zaten öldürebileceği maksimum 4 karakter var), ve evet kitap bittiğinde tuhaf bir şekilde üzülüyorsunuz.

Kitabın bir çok bölümünde ana karakterin tanrı ile hesaplaşmasını okuyoruz. Bazı yerleri gerçekten ironik olsa da çokça sıkıcı.

Konusuna gelirsek ; Bir kasaba düşünün ki cennet gibi bir sahili olsun ama kimse denize girmesin, bir kasaba düşünün ki kahvede çayınızı yudumlarken adamın biri gelip yan masanızdaki adamı vurup oracıkta öldürebilsin , bir kasaba düşünün ki Belediye başkanının fedaileri arkasına polisi kasabanın en köklü ailesinin fedaileri de jandarmayı alsın ve ölümler sıradanlaşsın,kimse ses çıkaramasın.

Ve bu kasabaya yolu düşen bir yazar düşünün ;  ilk önceleri dışlanan sonrasında herkesin akıl danıştığı , biraz hafiye biraz korkak, kadınları asla geri çevirmeyen…

Sonuç olarak büyük beklentiler olmadan okunması gereken ,güzel vakit geçirmenizi sağlayacak ve aklınızın bir köşesinde güzel tarafları ile kalacak bir roman olmuş.

Ben kitabın kapağını kapatıp hikayeyi orada bırakmayı sevmem. Yazar da bu şansı bize veriyor neyse ki.

Bana kalırsa cinayet büyük bir yanlış anlama sonucu işlendi, sizce?

05 Şubat 2013

Leyla'nın Evi - Tiyatro

Kitabını bir nefeste içi burkularak okuyanlardansanız iki damla gözyaşı dökmeden salondan çıkamayacaksınız.

Leyla'nın Evi benim kalbimde hep baş tacı olarak kalacak sevgili Zülfü Livaneli'nin eseri.Livaneli kitaplarının ayrı bir büyüsü olduğunu düşünürüm hep. Kitap öyle bir anlatır ki size hikayesini okumakla kalmaz yaşar , kitap bittiğinde de karakterleri mekanları hep özlersiniz.

Ben Leyla'yı çok sevmiştim,Celile Toyon sayesinde kat be kat sevdim. Hayalimdeki Leyla'yı kaybedeceğimden çok korkmuştum giderken ama hayır , işte bizim dünyalar tatlısı ,muzip ,tam bir istanbul hanımefendisi Leyla tam da karşımdaydı.


Bizim hırçın kız Roxy'i Ayça Varlıer oynamış. Ağzım açık izledim , kendisini daha önce hiç sahnede izlememiştim. Önyargılarımdan utandım. Nasıl güzel oynuyor ,çok tuhaf bir enerjisi var , ben çok sevdim.

Ayça Varlıer bu oyunculuğunu dolu ödülle taçlandırmış zaten baksanıza;
Afife Jale - Müzikal En İyi Oyuncu Ödülü
Sadri Alışık – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü
Yeküv Vasfı Rıza Zobu – En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
11. Direklerarası Seyirci Ödülü – En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

Ve gelelim bizim iyi kalpli , vefakar "Yusuf" Halim Ercan . Gerçekten keyifli bir oyunculuğu var sizi hüsrana uğratmıyor.


Leyla'yı o tahta bavulunun üstünde gördüğünüzde kalbiniz cız edecek. Ve ona veda etmek istemeyeceksiniz. Ben birçok sahneyi gözümde yaşlarla izledim. Tuhaf bir deneyimdi.



Müzikler tabi ki Zülfü Livaneli den , nasıl kalbinizden vuracağını bilen bir ustadan.

İstanbuldaki gösterimleri bitmek üzere ama diğer şehirlerde devam ediyor. İşte programı ;
Tarih Saat Yer
18/02/2013 20:30 ATAKÖY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
24/02/2013 16:00 ANKARA ŞİNASİ SAHNESİ
08/03/2013 20:30 KOZYATAĞI KÜLTÜR MERKEZİ
09/03/2013 20:30 ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNV. ANADOLU SİNEMASI
29/03/2013 20:30 İZMİR AMERİKAN KOLEJİ
30/03/2013 20:30 İZMİR ATATÜRK K. M. YUNUS EMRE SALONU

Farkındaysanız konusu hakkkında yazı yazmıyorum. Kitabını okumadıysanız büyüsü bozulmasın diye. Okuyun , İzleyin . Şiddetli tavsiyedir ...

Not : Tiyatro salonunun yaş ortalaması 65 yaş üstüydü. Benim gibi genç kesimden gelenler parmakla gösterilecek kadar azdı. Şahsen ben çok rahatsız oldum ve utandım bu durumdan. Benim için en zor tarafı haftalar öncesinden bilet almak gerekmesi, keşke aldığımız biletin mazeretli iptalleri olabilse !
Ama karar verdim artık daha çok tiyatroya gideceğim.

2.Not: Resimler Tiyatro Kare ' nin internet sitesinden alınmıştır. Oyun esnasında fotoğraf çekmeye çalışan sıfatsız arkadaşlar yerine konmak istemem , Uyuz oluyorum onlara :)
Siz de siteye girip ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz.


21 Şubat 2012

Kitap Tavsiye #2 Leylanın Evi

Önüm ,Arkam,Sağım solum kitap . Ve ben buna bayılıyorumm. En son okuduğum kitapdı ”Leylanın Evi”.

Zülfü Livaneli nin ilk okuduğum kitabı “Serenad”dı. Sizi bilmem ama ben kitap bittikten günler sonra bile o karakterleri aklımdan çıkartamadım ve o kitaba özel olduğunu düşünmüştüm. Hikaye bitiyor ama senin aklın hala o karakterlerde. Bir şekilde kopamıyorsun.

leylanın eviLeylanın Evini de tiyatro oyunu olarak fark ettim. Ama gidemedim ve oyunu da bitti sanırım. Kitabını tek nefeste bitirdim. Leylaya üzüldüm,hayran kaldım,saygı duydum,acıdım ama Leylayı ben de herkes gibi çok sevdim.

Kitap ile ilgili çok yazı yazmak istemiyorum ,yoksa tutamam kendimi bir çırpıda anlatırım Leylanın başına gelenleri, Roxy i, Ali Yekta beyin beyefendiliğini, latin alfabesine geçişte ki bocalamaları , şapka devrimini, yeni düzende ki zenginin altında ki insanları ezmesini.

Ya bence ben susayım Leyla konuşsun. Haydi okumayan varsa herkes kesin okusun.

Sırada ki Livaneli kitabım Son Ada olsun istiyorum ,bakalım …



Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe