19 Şubat 2014

Ay Resmen Taciz!

Geçenlerde akşam trafiğinin en janjanlı anında Mırtaza ile yoldayız yine...
Yine kulaklıkla lak lak yapmaktayım ...
Bir kurye gördüm sol aynadan ,motoru ile geçmeye çalışıyor.
Çok hassasımdır ,hemen sağa yanaştım.
Baktım biraz ilerledi ama yok geçemiyor, biraz daha sağa yanaştım.

Tam camımın yanına geldi , kaskı çıkarttı...
Burada bir es vermek isterim
Ben de isterdim kaskın altından bir Kıvanç Tatlıtuğ çıksın ama çıka çıka Şahin K. kılıklı bişi çıktı
Ben hala üzerime alınmayıp konuşmaya devam ederken
Bana bir şeyler söyledi , bir de göz kırptı devam etti.

İlk jeton düşmedi bende tabi müzik açık , telefonla konuşuyorum falan.
Eşimle konuşuyorduk o ara
Dedim ki " ay resmen taciz edildim az önce Memooo"
İlk tepkisi sakın inme arabadan oldu tabi ...
Ama zaten adam çoktan gitmişti.

Şimdi çok merak ediyorum bana ne dedi de ben duymadım 1
Ah ulen trafik açık olaydı ben seni bulup beynini delmez miydim bu da 2

Rahatlığa bak ya!

14 Şubat 2014

#DamlaninPlaklari 22


Hangimiz merak etmedik ki  ; 
Acaba karşımızdakinin düşüncelerini okuyabilseydik ne olurdu ? diye.
Bir keresinde en yakın arkadaşımın günlüğünü okumuştum - ne ayıp -
Ama son günlerdeki keyifsiz hareketlerinin altında belki de bana söyleyemediği bir durum vardı.
Belki okursam bir ipucu yakalar yardım ederim diye düşünmüştüm.
Ve o günden sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı, olamadı ....

Günlüğünde benim hayatlarında olmamdan artık yorulmaya başladıklarını yazmıştı.

Ne kadar pişman olduğumu hatırlıyorum
Keşke bilmeseydim dediğimi

O günden beri kimsenin hakkımda ne düşündüğünü merak etmedim.
Siz de etmeyin
Sonra altından kalkmanızın zor olduğu şeyler çıkabiliyor o taşın altından
Ya da o taş gelip kalbinizin orta yerine çörekleniyor, orada kalıyor ömrünüzce.

Öyle aklıma geliverdi işte ...


13 Şubat 2014

Meziki Otel devam ...

Ne diyorduk; Otelin olumsuzluklarına altın harflerle yazılacak şey tam da bu fotoğrafta gizli...


Yaşanmış bir hikaye ile açıklayayım.

Çok zengin bir adam düşünün sevgilisi ile kaçamak yapmak için sessiz sakin bu oteli seçmiş.
İsteyeceği en son şey tanıdık biri ile karşılaşmak olacaktır di mi ?

Aman Damla her otelde böyle bir risk var demeyin , devamını dinleyin ...  

Ama isteyeceği über süper en son şey sevgilisi ile duşunu alıp bornozları üzerlerinde ,bacaklarından iğrenç iğrenç sular akarken , kafasında havluları ile kaldıkları otelin tam ortasında tanıdık bir yüz ile selamlaşmaktır.
Allahım adamın suratı aklıma geldikçe fena oluyorum ,o görüntü kabusum oldu :)
Hani yanındakine mi yansa yoksa üzerinde bornoz ,ayağında kağıt terlik neredeyse her gün takım elbisesi ve elinde purosu ile sohbet ettiği insanla günaydın muhabbeti yapmak zorunda kalmasına mı bilemedi garibim.

Bu sahneden de anlaşılayacağı üzere otelde ortak banyo ve tuvalet var gençler!
Ve işin ilginci bence rezervasyon esnasında uyarılması gerekirken kimse size tek bir söz etmiyor.
Yazın belki katlanılabilir olan bu durum kışın ortasında gecenin bir yarısı üstelik buz gibi otelde  tuvaletiniz geldiğinde pek de hoş olmuyor.

Tüm hayalim bir kaç saat oturup kitap okumakken soğuktan odada oturamadığımızı da dipnot olarak iletmek isterim.

Hani sonra vay efendim insan bir uyarır demeyin. Aklınızın bir köşesine not edin...

Resimler bu muhteşem hesaptan , TIKLASANIZA :)






















12 Şubat 2014

Meziki Otel

Gittik , gidemedik
Yan yattı , çamura battı derken geleneksel sömestr tatilimizi Büyükada'da geçirmiş bulunmaktayız.
Bu kısa tatil Sosyal Medyanın cılkını çıkarttığımız bir tatil oldu ,takipte olanlar vardıysa yeri gelmişken özür dilerim.
Ama anladık ki ada bu mevsimde pek de doyurucu olmuyormuş. -Sıkıntıdan kendimizi sosyal medyaya adamış olabiliriz.-

Adada kalacağımız kesinleştiğinde butik otel araştırmalarına giriştim. İstedim ki farklı bir atmosfer olsun .
Ve Anastasia Meziki otelde karar kıldım.

En büyük tercih sebebim eski bir konak olmasıydı ve beni şaşırtmadı.
Otelin içine gerçekten hayran kaldım. Yüksek tavanlar , kocaman ahşap merdivenler ,o duvarlardaki boyamalar , cumbalı odalar ve daha fazlası...
Emin olun ki otel size görsel bir şölen sunuyor.


İnsanın bir kenara kıvrılıp günlerce etrafı izleyesi geliyor.
Biz rezervasyonumuzu son dakikaya bıraktığımızdan bahçe manzaralı  küçük odalardan birine kaldık ama buna rağmen odamız gayet ferahdı.

Şimdi ;
Deminden beri lafı eveleyip gevelemem otelin sahiplerinin güleryüzünden ama yazmazsam da olmaz.
Size otele gitmeyin demeyeceğim  hobi olarak yine gidin ama görsel olarak aldığınız hazzı hizmet olarak almayı beklemeyin.

Odamıza gittiğimizde ampulün patlak olduğunu gören beyefendi bize karşı odaya geçmeyi önerdi , baktı o odanın da ampulü patlak ampul getirip geleceğini söyledi ve gidiş o gidiş. Ertesi gün yürüyüşten döndüğümüzde  kapının önündeki masada ampul bulduk. Tanrının bir işareti olarak düşündük ve kendi ampulümüzü kendimiz değiştirdik :)

Otelde 4 kişi olduğumuz Cumartesi sabahı yediğimiz tozdan beni yıka yazabileceğiniz masada ki kahvaltı  kurumuş 2 çeşit peynir , bayat ekmek ve buz gibi haşlanmış yumurtadan ibaretti. 4 kişiye bile uyandıklarında en azından yumurtalarını nasıl istediklerini sorup bir sıcak yumurta verilemiyorsa kusura bakmasınlar o otele bir gelen bir daha gelmez...
Pazar sabahı olduğunda ise açık büfede reşoları gördüğümüzde dedik ki "bu sabah kalabalık en azında  sıcak yumurta yiyeceğiz " ama nerde... Reşolar yanmıyordu ve yine buz gibi yumurta bizi bekliyordu.
Belki rahatsızlığımızı anlarlar diye yumurtayı mikrodalgada ısıtmalarını rica ettik. Onlarda ısıtıp geri getirdiler.
Aç parantez bir turizmci olarak bana böyle bir istek gelse misafirden yumurtayı alır yerine taze yapılmış yumurtayı getirir, sizin için yeniden yaptık der o misafiri mutlu ederim kapa parantez 
Konakladığımız iki günün sabahında da çocuk çığlıkları ile uyanmamızı da olumsuzluklar arasına gümüş harflerle yazmak isterim.
Neden gümüş dediğinizi duyar gibiyim.
Çünkü altın harfleri şu resimde ipucunu görebileceğiniz detaya bıraktım. Haydi biraz beyin jimlastiği yapın bakalım ne olabilir ?



Bu -arada ilk fotoğraf hariç- bu muhteşem fotoğrafları  benimle paylaştığı için canım arkadaşıma teşekkürü borç bilirim. Burada daha nice güzellerini paylaşıyor bence siz de kaçırmayın derim..

Sorunun cevabı yarın ...

07 Şubat 2014

#DamlaninPlaklari 21


Uzun zamandır da yağmur yağmadı , için kurumuştur şimdi senin bak su getirdim.
Ses yok 
Dur şöyle oturayım da az konuşalım.
Burası da nasıl soğuk , nasıl duruyorsun? Ama sen üşümezsin zaten
Ses yok 
Bugün bütün günümü sana ayırdım. Hatta bak salatamı bile yanımda getirdim , dışarıda yemeği içim almaz bilirsin. O yeşillikleri nasıl yıkadıkları belli değil.
Ses yok.
Hayret sen kızardın böyle şeye, paramız mı yok canım en güzel yerde gider yeriz yanında yemek taşımak da neymiş derdin. Neyse daha buradayız nasılsa hemen yer kaldırırım...
Ses yok. 
Saçlarımı fark etmedin! Senin sevdiğin gibi kestirdim. Gerçi çok dağıldı gelirken baksana rüzgar nasıl delice esiyor.
Ses yok.
Şimdi iyi de gece daha da şiddetleniyordur herhalde. Ben evde bir ses olsun diye pencereleri açık bırakıyorum artık. Gerçi kapıyı açık bırakmayı düşündüm ilk başlarda ama...
Pencereden giren rüzgar garip bir şarkı söylüyor gece , insan kendini yalnız hissetmiyor. Burada da öyle mi geçiyor geceler?
Ses yok.
Sahi sana da şarkı söylüyor mu rüzgar?
Ses yok.
Bir keresinde en çok yalnızlıktan korkarım demiştin bana, hep aklımda. Ne çok üzülmüştüm bir bilsen. Ben en çok sensizlikten korkardım çünkü ...
Şimdi kendi sensizliğime üzüleceğim yerde senin yalnızlığına son veremediğime üzülüyorum , ne tuhaf.
Ses yok. 

Demem o ki sevdikleriniz hayattayken konuşun onlarla , gün gelir de alır başınızı giderseniz zaten diyaloglar monoloğa dönecektir. Hazır hayattayken sohbet edin , tartışın , konuşun... Bir tek ölüler cevap veremez , hala hayattayken bu acıyı onlara yaşatmayın.

Kendime not: Sabahları mezarlıktan geçmekten vazgeçersen her sabah aynı teyzeyi  aynı mezarın başında konuşurken görmek zorunda kalmaz ,her sabah türlü senaryolar yazmazsın!

06 Şubat 2014

Kitap Hırsızı–Film

21038666_20130913143844081.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Böylesi güzel bir hikayenin kitabını yarım bırakmış olmaktan dolayı utansam da yazım şeklini hatırladıkça  kendime hak vermiyor değilim.

Kasvetli bir öğleden sonra internette gezerken rastladım filmine.


Geçen haftalarda Geoffrey Rush hakkında yazdığım yazının hemen ertesi günüydü , dayanamadım izledim.  - Ne var canım daha gösterime girmeden izlemişsen ,siz hiç kaçak bir şey yapmıyor musunuz? Gülümseme -

geoffrey rush

 

Dediğim gibi kitabı okumadığım için mukayese edemeyeceğim ama filmi çok sevdim.

Liesel evlatlık olarak verildiği ailenin yanında okumayı öğreniyor ve kelimelerin sihirli dünyasına adım atıyor. Kitaplar , o ve bodrumlarında saklanmak zorunda olan Yahudi Max arasında büyük bir bağ yaratıyor. Almanlara ve Almancaya olan gizli sempatimin de katkısı var ama Liesel ve hayatını en önemlisi de Liesel in bir mezarcının cebinden düşen kitabı çalması ile başlayan kitap sevdasını hangi noktada sonlandırdığını izlemeye bayıldım.

kitap hırsızı film

Hikayeyi bir ölüm meleğinin gözünden izlemek –okumak- ve dinlemek insanın tüylerin ürpertse de kitapların yolları , hayatları nasıl aydınlattığını bir kez daha hatırlamak içimi ısıttı.

Ölüm Meleği demişken hangi basım hangi ülke bilmiyorum ama internette gezerken gördüğüm kitabın bu kapakla basılmış hali çok hoşuma gitti;

TheBookThief

 

Almanya ,Hitler Dönemi ,Yahudi Soykırımı klişeler arasında çok etkileyici bir hikayeydi. Görüntüler, oyuncular şahaneydi. Ben bu Geoffrey Rush ı geç keşfettim ama hayranlıkla takipteyim. Yine en en sevdiğim karakter oydu , yine harika ötesiydi.

Kitabı benim gibi yarım bırakmışlar varsa filmini izlemeden hemen kaldıkları yerden devam etsinler. Emin olun değecek!

Gösterime girdiğinde – Nisan 2014- sinemada da izlemek istiyorum. Eminim siz de ben de gözyaşlarımızı tutamayacağız…

05 Şubat 2014

Ada Ekmeği

Sosyal medyayı aktif kullanıpta Bozcaada'dan evimize gelen Ada Ekmeğini duymayan kalmadı sanırım ama sadece blog okuyucuları için buradan da haberdar etmek istedim.
İstedim ki böylesi değerli bir lezzetten mahrum kalmayın. Böylesi de paylaşımcıyımdır :)

Ada Ekmeği ile tanışmamız İnstagram aracılığı ile oldu. Ekmeğine kavuşan herkesin paylaşımlar ile merakım daha da alevlendi ve denemeye karar verdim. 
Mail adresine Ada Ekmeğini istediğinizi belirten bir mail atmanız hikayenizin başlaması için yeterli oluyor ben de böyle başladım. 
Ali bey - ekmeklerine aşık insan- ilk önce Ada Ekmeği ile ilgili bilgilendirici bir mail attı. Daha önce bir ekmek üzerine böylesi uzun bir yazı okumamıştım. Okuyun , pişman olmazsınız! 

Okuyun ki bunun aslında nasıl kutsal bir iş olduğunun farkına varın. 
Sonrasında ben ekmek seçimimi ilettim. 4 çeşit ekmek seçeneğiniz var ; 
- %100 tam Buğday 
- Cevizli tam buğday 
- %100 tam Çavdar 
- Cevizli tam çavdar
Ben ilk tanışma için uygun olacağını düşündüğümden 1 Tam Çavdar , 1 Tam Buğday siparişi verdim. 
Ekmeklere öyle hemen ulaşamıyorsunuz. Bir bekleme listesi var , siparişinizi verip sabırla beklemeye koyuluyorsunuz. 
Ekşi Maya'nın ciddi bir büyüme serüveni var. Buna şahit olmak için Ali Bey'İn İnstagram hesabını takibe almanızı öneririm. 


Ada Ekmeği elinize ulaştığında üzerine neden bu kadar söz söylenmiş olabileceğini anlıyorsunuz. Ali bey ekmeklerini öyle güzel paketleyip bir de yetinmeyip bildiğiniz bebek gibi kundaklamış olarak yolluyor. Yollarken de fotoğrafını da sizinle paylaşıyor. Ne nazik bir düşünce! 


O kadar ki şahsen ekmeğin ufak bir parçasını ziyan etsem Ali Bey hızla gelip elime çarpacakmış gibi hissettim.  Hey Ada Ekmekçileri ne olur bir tek sen değilsin böyle hisseden deyin :)

Bir de karşılıklı güveni öylesi unutmuşuz ki bana ilk duyduğumda tuhaf gelen bir ilkesi var kendisinin ekmekler size ulaşmadan para kabul etmiyor. 

Sonuç olarak kendiniz için iyi bir şey yapmak isterseniz Ada Ekmeği güzel bir başlangıç olacaktır efendim. 

Bedeninizden önce gerçekten emek verilen besinler tüketmenin ne kadar değerli olduğunu unutmuş ruhunuz beslenecek , tecrübe ile sahiptir...  

İletişim için : alierol78@gmail.com  Bu kıyağımı da unutmayın :))



Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe